Allah baba'nın mürekkebi bitmedi mi benim alnımı yazarken?
ya da nasıl kırılmadı kalemi?
o zaman alfabeler beş harfli miydi?
yalnız senin ismin mi kolay geldi tanrıya?
yeşiller nerdeydi?
pembeler yok muydu?
toz maviler, beyazlar?
fon kara,
yazı kara,
benden başka okuyanı olmayan sayfa, kaderim..
Çürüyen bir dünyaya tasa sızmıştı:
kaybolan neydi, terbiye, rahatlık ve güzellik mi?
Hanımlar artık hanım değildi, beylerin sözüne güvenilmiyordu.
Bir zamanlar insanlar uçkuruna hakimdi.
İnsanların özgürlüğü buharlaşıyordu.
Çocukluk bile matah degildi artık, eskisi gibi değildi. O zamanlar tek dert iyi bir taş bulmaktı: eskimiş bir pabucu keserek yapılan sapanla kullanılacak,
yusyuvarlak değil de, suyun biçimlendirdiği, yassı bir taş.
Ne olmuştu bütün iyi taşlara, bütün o basitliğe?