"Katlanacağı acılar az buz olmayacak, yüreğinde bir gurur ve soğukluk var, pek çok acı çekmekten yakayı kurtaramaz böyleleri, pek çok yanılır, pek çok uygunsuz iş yapar, pek çok günahın yükünü yüklenir."
"Kendin git topla çalı çırpını!" - "Ben senin uşağın değilim. Biliyorum, beni dövmüyorsun, göze alamıyorsun çünkü, biliyorum, dindarlığınla ve hoşgörünle beni sürekli cezalandırmak, beni aşağılamak istiyorsun. Ben de senin gibi olayım istiyorsun, senin gibi dindar, senin gibi yumuşak kalpli, ayrıca senin kadar bilge! Ama işte söylüyorum, senin gibi olmaktansa bir soyguncu, bir katil olup cehenneme giderim daha iyi, yeter ki acı çektireyim sana. Senden nefret ediyorum, sen benim babam değilsin. İstersen yüz defa annemin âşığı ol!"
"Aynı anda hem sevip hem de küçümsediği insanların ne kadar çocuksu, hatta yer yer hayvansı bir yaşam sürdüğünü fark ediyordu. Sürekli çalışıp didindiklerini görüyordu; ama karşılığında aldıkları şeylerin, harcadıkları emeğe zerre değmediğini de açıkça seçebiliyordu. Para, küçük hazlar, önemsiz payeler uğruna acı çektiklerini, bunun için saçlarını ağarttıklarını izliyordu."