rukiye altop

rukiye altop
@rukaltop
İnsanlardan nefret ediyorum, iyi ki varsınız. ahh gönül acaba napıyorsun şimdi oralarda bir başına? Crevez, chiens, si vous n'etes pas contets!
Sosyoloji
Anadolu Üniversitesi
ankara
25 Aralık
727 okur puanı
Ağustos 2016 tarihinde katıldı
9/10
·176 syf.··
2021 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2021 03:36
Zehra bilindiği üzere Türk Edebiyatının ilk psikolojik romanı. Tam olarak psikolojik roman sayılmasa da içinde barındırdığı psikolojik ögeler sebebiyle edeyatımızda bir ilktir. Lisede verilen Türk Edebiyatı dersleri sayesinde ben de büyük bir önyargı oluşturmuştur ilklerimiz. Okumak için kendi kendimi ikna edip zorla da olsa kitaba başladım. Kitap daha ilk sayfalarda önyargımı yıkıp beni içine çekti. Heyecanla ve merakla bitirdim. Kitabın genel konusuna bakacak olursak Zehra'nın kıskançlığı, Suphi'nin ayran gönüllülüğü, çapkınlığı çerçevesinde geçiyor. İncelemenin bundan sonrası kitap hakkında ipucu içerebilir. Güzel ve alımlı bir kız olan Zehra çok kıskanç bir insandır. Babası kızın bu huyu yüzünden evde kalacağını ve evlenemeyeceğini düşündükçe üzüntü duyar. Romantik, sevgi dolu ve yakışıklı bir insan olan Suphi ise Zehra'yı bir kere görmüş ve onunla evlenmek istemiştir. Zehra'nın babası kızının evlenmesini onaylar ve Zehra ile Suphi evlenirler. Her şey çok güzel giderken Suphi'nin validesi Münire Hanım, Sırrıcemal isimli güzel cariyeyi eve alınca olanlar olur. Suphi, Zehra'nın kıskançlığı sayesinde bu güzelliğe vurulur ve Zehra bu durum karşısında kendini kaybeder. Zamanla Zehra ve Sırrıcemal'in arasında kalan Suphi için işler giderek karmaşık bir hal almaya başlar. Zehra'nın intikam arzusu, Suphi'nin çaresizliğini büyük bir merakla okudum. Türk edebiyatına olan önyargılarım kırılmış oldu bu eser sayesinde. Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Herkese tavsiye ederim. İyi okumalar.
1000k
ZehraNabizade Nazım · Can Yayınları · 201915,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
5/10
·238 syf.··
2020 7. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2020 02:37
Eskiden Paulo Coelho kitaplarını okurken derin bir haz alırdım. İşlediği konulardan dolayı manevi olarak huzurlu olurdum. Yine aynı tadı almak ve hissetmek için On Bir Dakika kitabına başladım ama hayal kırıklığı oldu benim için. Bu sefer Coelho olayları yüzeysel anlatmış. Karakterin içine girememiş. Ya da bana öyle gelmiş olabilir. Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar, Maria adında bir fahişe varmış... Kitap bu cümlelerle başlıyor. Sonrasında Maria'nın çocukluktan başlayarak ilk aşkına, ilk hayal kırıklığına, kendini keşfine ve hayallerini gerçekleştirmek üzere İsviçre'ye gitmesi şeklinde devam ediyor. Konu olarak cinselliğin ağır bastığını söyleyebilirim. Bunlar spoiler değil kitabın arka kapağında bunlardan bahsediyor zaten. Diğer özelliklerine gelecek olursak dili oldukça akıcı, anlaşılır bir şekilde ilerliyor. Daha ruhani bir şeyler okuyacağımı sanmıştım ama Coelho cinselliği ön plana koyarak beni şaşırttı. Bu açıdan hayal kırıklığına uğradım. Umduğumu bulamadığım için beş puan verdim ama okumayı düşünenlere tavsiye edebilirim. Keyifli okumalar.
Edebiyat
On Bir DakikaPaulo Coelho · Can Yayınları · 20206bin okunma
8/10
·336 syf.··
2020 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2020 21:44
''Roman 1890'lı yıllarda toplumun yaşayış şeklini bir grup soylunun ahlak, devlet idaresi, kadın hakları ve evlilik hakkındaki görüşlerini sorgular. Her ne kadar aşk romanı olarak kabul edilse de arka planda titizlikle incelenmiş bir sosyolojik araştırma buluruz.'' Ayrıca ''Le Figaro dergisi 1956 yılında on yedi yazardan 1871 ile 1939 yılları arasında yazılmış en iyi on iki aşk romanını belirlemelerini isteyince Kırmızı Zambak bu en iyi on iki kitap arasında yer aldı.'' Kitabın arka kapağında yer alan bu bilgiler beni okumam için fazlasıyla ikna etti. Roman, çok güzel ve zengin bir soylunun kızı olan Térésé Martin- Belleme'i anlatır. Sekiz yıldır bir kontla evli olan ve canı sıkılan Madam Martin sevgili edinmeye karar verir. Romanın ana konusunu bu oluşturmaktadır. Konusu itibariyle aşk romanı gibi gözükse de, arka planda o dönemin sosyolojik olgularını, siyasi yapısını ve insan ilişkilerini inceler. Karşılıklı konuşmalarda genellikle felsefi, siyasi ve sanatsal konular işlenir. Kitabı sevip sevmemekte kararsız kaldım. Diğer aşk romanlarındaki gibi iç ısıtan bir yön bulamadım. Diğer taraftan bakınca felsefi, siyasi ve sanat içerikli konuşmalar tatmin ediciydi. Çeviride biraz sıkıntı vardı. Cümleler devrikti, bazı yazım ve imla hataları vardı. Okursanız İlya Yayınevini pek tavsiye etmem. Kitabın en iyi on iki aşk romanı arasında olduğunu düşünürsek kesinlikle okunmalı. Tavsiye ederim, keyifli okumalar.
Edebiyat
Kırmızı ZambakAnatole France · İlya Yayınevi · 20121,013 okunma
9/10
·112 syf.··
2019 24. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2019 02:06
İlkler unutulmaz diye bir söz vardır. Bu eserde bunu doğrular nitelikte. 3 arkadaş bir akşam otururlarken birbirlerine ilk aşklarını anlatmaya başlarlar. İki arkadaş ilk aşklarını anlattıktan sonra sıra Vladimir Petroviç'e gelir. Ama onun hikayesi biraz farklıdır. (İpucu içerebilir.) Vladimir Petroviç henüz 16 yaşında iken yeni taşınan komşuları Zinaida ile karşılaşır ve görür görmez onun çekici güzelliğine tutulur. Zinaida herkesin etkilendiği ve çekici bulduğu bir kızdır ve o da bunun farkındadır. Övülmeyi ve ilgiyi sever, çevresindeki erkekleri bir nevi parmağında oynatır. Vladimir Petroviç'de bunlardan biridir. Gittikçe bu kıza bağlanan Vladimir, tersine Zinaida'nın kendinden uzaklaştığını ve soğuk davranışlar sergilediğini fark eder. Bunun nedenini öğrenmek ister ve olaylar gelişir. Daha fazla ayrıntıya girmemek en iyisi. İlk Aşk dili, kurgusu ve anlatımıyla kolayca okunabilen; sürükleyici ve bir çırpıda bitebilecek bir kitap. İlk defa Turgenyev okudum ve hoşuma gitti. Okumayı düşünenlere tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
Edebiyat
İlk AşkIvan Turgenyev · Tutku Yayınevi · 20149,5bin okunma
10/10
·141 syf.··
2019 21. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2019 02:34
Sabahattin Ali'nin daha önce Kürk Mantolu Madonna ve İçimizdeki Şeytan kitaplarını okumuştum. İçimizdeki Şeytan kitabında çok sıkılmıştım hatta kitabı zorla bitirmiştim. Psikolojik betimlemeleri fazla gelmişti. Belkide yanlış zamanda okumuştum bilmiyorum. Bu yüzden Sabahattin Ali kitaplarına uzunca bir süre ara verdim. Ama Sırça Köşk'ün çok iyi bir kitap olduğunu ve baya övüldüğünü gördüm sitede. Bu yüzden içimden gelmeyerek de olsa kitaba başladım. Kitabın içeriği hakkında hiçbir fikrim yoktu. Elime alıp kapağını açtığımda hikaye ve masallardan oluştuğu gördüm. Ben roman sandığım için şaşırdım. Evet, kitap hakkında hiçbir bilgim yoktu. Sırça Köşk'te 13 öykü ve 4 masal var. Herbiri bir ders niteliğinde. Daha çok dönemin insanını ve memleketin durumunu anlatıyor. Öyküleri okurken baya hüzünlendim aslında. Kitabın arka kapağında yazdığı gibi gerçekten ''zamana karşı koyan öyküler''. Okurken birçok şeyin günümüzde de hala geçerli olduğunu farkettim. Sabahattin Ali ta o zamandan görmüş ülkenin durumunu. Beni en çok etkileyen öykü Cankurtaran ve Böbrek oldu. Cankurtaran hikayesini okurken oradaki çaresizliği yaşadım. Aynı şey Böbrek içinde geçerli. Etkilendiğim masallar ise Koyun Masalı ve kitaba adını veren Sırça Köşk oldu. Ama zaten kitabın tamamı etkileyiciydi bana göre. Her birini yaşadım okurken. Bu kadar içine gireceğimi tahmin etmiyordum. Kitabın dili akıcı bir şekilde ilerliyor ama bazı bilmediğim kelimeler vardı onlarda altta açıklanmıştı zaten. Genel olarak içinde bulunduğu dönem ile ilgili gözlemler ve sosyolojik mesajlar vardı. Okurken nedense aklıma 'İnsan Ne İle Yaşar?' kitabı geldi sık sık. İkiside hikaye türünde olduğu ve mesajlar verdiği için olabilir. Sırça Köşk'ü okuduktan sonra anladım ki bir yazarın bir kitabı sıkıcı geldiyse diğer kitaplarıda öyle
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma