"Meseleyi bundan daha açık kimse ortaya koyamazdı. ‘Zavallı şair ne günümüzde ne de son iki yüz yıldır en ufak bir fırsat bulamamıştır… İngiltere’de yoksul bir çocuğun, büyük yapıtların doğduğu o entelektüel özgürlüğe kavuşma umudu, Atinalı bir kölenin oğlununkinden biraz fazladır.’ İşte bu. Entelektüel özgürlük maddi şeylere bağlıdır. Şiir de entelektüel özgürlüğe bağlıdır. Kadınlarsa hep yoksul olmuşlardır, sadece iki yüz yıldır değil, dünya kurulalı beri. Kadınlar Atinalı kölelerin çocukları kadar bile entelektüel özgürlüğe sahip olmadılar. O zaman kadınların şiir yazmak için en ufak bir şansları yoktu. İşte bu yüzden paranın ve kendine ait bir odanın önemini vurguladım."
Bu satırlar virginia woolf' un kendine ait bir oda kitabında anlatmak istediği düşüncelerin özeti olabilecek nitelikte. Kitap okuru birçok açıdan farklı düşünmeye sevk ediyor. 18. ve 19. Yüzyıldaki kadınların yaşamı ve edebiyata bakış açıları, neden kadınların şiir ya da tiyatro yazmaya eğilimli olmadıkları, yıllar geçtikçe neden şiir ya da tiyatro yerine roman yazmaya ağırlık verdikleri, erkeklerin neden kadınları bu konuda yetersiz ve küçük gördükleri gibi birçok sorunun cevabını bir karakter yardımıyla bizimle konuşarak cevaplıyor virginia woolf bu kitabında. Emily brontë, charlette brontë, jane austen, shakespeare gibi yazarların önemli baş yapıtları arasında farklardan ve yaşam tarzlarının eserlerine yansımasından beynin çift cinsiyetli olabilme yargısını eleştirmesine kadar farklı detaylara yer vermiştir. Son satırlarını ise kadınlara nasihatlarda bulunarak tamamlamıştır. Neden geçmişte kadın yazarların sayısının yok denecek kadar az olduğunu merak eden herkesin okuması gereken bir kitap.