Tekeşlilik kitabında bana çağrışım yapan ilk nokta iliişki dinamiklerindeki olgu oldu. Beklentimin üstünde mi yoksa vasat mı olduğuna dair bi yorum yapaasam da şunu söyleyebilirim ki ezber bozan bi bakış açısı olduğuna eminim.
Öncelikle övgü mü yoksa eleştiri mi olduğunu kavramakta zorlandım. Tekeşliliğin yapı itibariyle birbirine olan "zorunlu" bağlılık olduğunu vurguladığını anımmsıyorum. Özgürlük dahilinde bir ifade olduğunu düşünüyorum. Neticede herkesin kendisine ait bir yaşam alanı olduğu ve bunun getirisi olarak ilişkilerde bile kendi düzenini korumaya yönelik davranılabileceğini öngörüyor. Tabi tamamıyla şahsi görüş ve anilizim bu yönde. Ayrıca sadakatsizlik kavramına atıfta bulunarak aslında içerisinde bulunduğumuz ilişkinin de bununla eşdeğer anlama geldiğini gösteriyor bize. Sonuçta ilişkiyi yaşadığımız insan da kendimiz haricinde biri. Ayrıca başlangıçta "başkası" olan biri ile beraber olmamız diğer başka birisiyle olmamızda engel teşkil etmeyeceğini gözler önüne seriyor gibi. Sadece ikili ilişkillerdeki durumu değil aynı zamanda çocuk-aile, aile-toplum, insan-kurum vb. gibi faktörleri de ekleyerek geniş bir yelpaze açıyor. Bu anlamda konuyu sınırlandırmayıp, aksine geniş bir bakış açısı sunması beğenime yol açtı.