Uğultulu Tepeler okuması oldukça kolay ve akıcı ilerleyen bir kitap. Aşk, nefret, intikam, merhamet, kin, bağlılık ne ararsak var kitapta aslında. Bu kitaba has şöyle bir yargıya vardım son sayfasını da kapattığımda " tüm karakterlerinden bir şekilde nefret edip genelini sevdiğim ilk kitap." Zaten yazarın da aslında karakterleri sevdirme çabasından çok sanki kafamızda bazı soruları uyandırmak ya da bizi bazı konularda şüpheye düşürmek istiyormuş gibi bir hali vardı bence.
-Spoiler İçerebilir-
Benim payıma düşen sorular ya da şüpheler şunlar oldu:
Aşk gerçekten böyle bir şey miydi?
Heatcliff ve Catherine arasındaki gerçekten aşk mıydı? Aşk değilse ne idi?
Tüm yaşananların sorumlusu aslında kimdi? İlk kimi suçlamak gerekirdi?
Bir aşk (!) veya nefret (!) kaç kişinin hayatını mahvedebilirdi?
Okurken eksik kaldığım yerler, olay akışında tam olarak oturmayan şeyler de olmadı değil, aslında daha kapsamlı bir kitap bile olabilirmiş Monte Cristo Kontu gibi.
Kitapta çoğu zaman bir gezin dışarı çıkın, gözünüz gözlünüz açılsın diye çoğu zaman isyan ettim, şayet karakterler beni duymuş olsaydı her şey daha farklı olabilirdi diye hala düşünmüyor değilim.
Uzun lafın kısası okunmalı, tavsiye edilir..