E. Runa

Kendini affet
Kendini geçmişin yüzünden suçlamayı bırakmalısın. Değiştiremeyeceğin şeylerle savaşmayı bırak. Çoktan olmuş bitmiş bir olayda, "Daha iyi kararlar verebilirdim." demeyi bırak. Neden biliyor musun? Şöyle ki, mükemmel karar diye bir şey yoktur çünkü mükemmel insan yoktur. Her zaman sadece verilen zamanda verilebilecek en iyi kararı vermiş ama yine de kusuru olan bir insan vardır. Bu yüzden geçmişe dönüp bakıldığında en iyi, en mükemmel seçenekmiş gibi görüneni seçmediğin için geçmişteki, şimdiki ve gelecekteki seni affet. En çok da kendini affetmediğin için kendini affet. Düşünmeyi bırakmadığın, senin şimdiki yaşamını engelleyen tüm içsel suçlamalara izin verdiğin için affet kendini. Geçmişte olmuş bir şeyi değiştiremez, etkileyemezsin ama şimdiyi yapabilirsin. Sadece bir saniye nefes al ve başla. Farklı şeyler seçebilirsin. Kendine şimdiye kadar ki yaşadığın hikâyeden çok farklı bir hikâye seçebilirsin. Sakın unutma asla geç değil. "O" ânın şu an olup olmayacağı sana kalmış. 25/05/2026
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hayat devamlılıktan ibaret. Süreklilik ve değişimden ibaret. Bir akışın içindeyiz ve hepimiz bunun bir parçasıyız. Her şey insan için. Düşüşler ve yükselişler bizim için. Acılar ve sevinçler bizim için. Kalmalar ve savaşmalar, sevmek ve nefret duymak, pes etmek ve direnmek bizim için. Yaşamak ve ölmek bizim için. Tüm bu bilinmezliğe rağmen yaşamak istemek ve hayal kurmak bizim için. Ağlamanın ya da düşmüş olmanın güçsüzlükle bir ilişkisi yok, öç alma içgüdüsünün de öyle. Birini ezebilmek, birini kırabilmek, tek bir damla gözyaşı dökmüyor olmak ya da insanı insan yapan değerlerden uzaklaşmanın güçle bir ilgisi yok. Gücün kas hücreleriyle de bir ilişkisi yok. Zira güçsüz olmaktan da bir sorun yok. Her darbede dik duramayabilir insan ve bu normaldir. Bizler insanız. Bazen kaldıramayız, yıkılırız ve ayağa kalkarız. Bizler etten kemikten değiliz yalnızca, bir kalp bir de ruh taşıyoruz içimizde. Onların aldığı yaralar çabuk iyileşmez ve bunların acısını duymak kadar normal bir şey yok. Ağlamak seni güçsüz yapmaz. Acını dile getirmek seni güçsüz yapmaz. Yardım almak seni güçsüz yapmaz. Destek almak seni güçsüz yapmaz. Kimse güçlü olmak zorunda değil, dik başlı ölüm diye bir şey yok.Ayağa kalkabilecek gücü bulduğun sürece düşmüş olmakta sorun yok. Güçsüz değiliz. Yalnızca o gücü keşfetmeli ve herkesten önce kendimize sahip çıkmalıyız. Ve en önemlisi: Vazgeçmemeliyiz. Kendimizden vazgeçmemeliyiz. Öğrenmeli, keşfetmeli, bize iyi gelen şeyleri yapmalıyız. Kendimiz için savaş vermeliyiz. Bakış açımızı değiştirmeli, ufkumuzu genişletmeliyiz. Evet, düşeceğiz ama bu hayallerimize düşme korkusunun gölgesini düşürmeyeceğiz. Çünkü hayat tam da böyle bir şey. Ona yetişmek gerek belki ama düşenler koşmayı herkesten daha iyi bilirler.
Her Şeyin Bir Sonu Olduğunu Bildiğimiz Halde Neden Bitişler Canımızı Bu Kadar Çok Yakıyor? İnsan zihni, süreklilik üzerine kuruludur; sevdiğimiz şeylerin sonsuza dek bizimle kalacağına inanmak isteriz. Dünya bile yok olacaksa, bizim küçük vedalarımız evrenin akışında neden bu kadar ağır gelir? Çünkü biz vedaya değil, o hikâyenin içindeki "kendimize" veda etmekten korkarız. Bir ilişki bittiğinde ya da bir bağ koptuğunda, aslında sadece karşı tarafı kaybetmeyiz. O kişinin yanında olduğumuz hâlimizi, o güvenli alanı ve kurduğumuz hayalleri de kaybederiz. Üzüntümüzün kaynağı sevgimizin bitmesi değil, o sevginin boşluğunda hissettiğimiz o tanımsız yalnızlıktır. Kontrol edemediğimiz bir kaderin içinde savrulduğumuzu hissettiğimiz o an, en savunmasız olduğumuz andır. 25/05/2026
BAŞLADIĞINIZ HER KİTABI BİTİRMEK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ
Bazı kitaplar size sadece bir cümle, bir paragraf veya bir bölüm öğretmek için yazılmıştır ve bu da sorun değildir. 24/05/2026
Mutluluk, elde etmek için peşinden koşulacak; sonra da kaybetmemek için çaba sarf edilecek bir şey değildir. Mutluluk; senden bağımsız olarak, istediği zaman gelir, dokunur sana. Önemli olan, o eşsiz anın tadını çıkarabilmeyi akıl edebilmektir. 24/05/2026