Kader koşarak kaçabileceğin bir şey değil belki ama hep süründürecek de değil seni…
Arkadaşlar biz kimleri kimleri suçlamışızda gözümüzün önündeki gerçekleri görmemişiz ne oluyoruz diyerek başladım serinin üçüncü kitabına ters köşe oldum resmen yazarımız bizi öyle bir yanılttı ki hiç beklemediğim şeyler ile yüzleşirken buldum kendimi. Büyük olaylarla başladık tam bir kaostu ama böyle bir kitaba da çok güzel son verilmiş… Hayran kalmamak elde değil.
Seri en başından beri aksiyon doluydu Arya’nın ailesinin ölümü kendisinin sır gibi saklanması ve gizem dolu bir geçmiş. Ulaş ile olanlar ve Ulaş’ın kendisini Arya’ya karşı hep mahcup ve suçlu hissetmesi tüm bunları okurken geldik serinin son kitabına.
Arya kaçırıldıktan sonra onun bakış açısından öğreneceğimiz gerçekler var elbetteki ulaşın bakış açısından da ama en önemlisi yazarın geçmişi de bize açık açık sunması oldu. Bu şekilde aklımızda olan bütün soru işaretleri kalktı bütün cevapları aldık. Başlı başına olay olan bu kitapmış aslında. Bize sadece görmemizi istediği kadarını sunmuş yazar.
Arya’nın teyzesi Nil aslında olayların en içinde ve her şeyin başlangıcı diyebiliriz. İnsanın gözü hırstan bir kere döndümü yapamayacağı şey yok derler ya bu Nil neler neler düşünmüş.Levent beyin ve Derya hanımın bakış açısından okuduğum her sahnede kalbimin kırıklığını bıraktım. Meğer ne derin şeyler varmış bu geçmişte. O geçmiş aslında hiç geçmemiş bir ip gibi Arya’nın boynuna dolanmış kalmış.Herkesin dokuz senedir kaçtığı arkasında bırakmak istediği bazılarının ise intikam İçin gün saydığı o günler gelmişti. Ama yanacak çok kişi vardı.
Bir hırs uğruna kaç aile dağılıp yok olmuştu…
Nil Soykan karanlığın ve nefretin vücut bulmuş hali diyebiliriz. Arya onun elindeyken ne olacaktı ? Belirsizlikler Ulaş’ı ve arkadaşlarını yıkıma
Bundan 3 yıl önceyken okumuştum ilk serisini ve tamamlamak bugüne nasip oldu.
Genelde bir kitabın ilk serisini okuduktan sonra eğer üzerinden epey bir zaman geçiyorsa diğer serilerini okumak gelmez içimden ama bu serinin bende yeri ayrı. Aradan 3 yıl geçmesine rağmen ilk serisini sanki dün okumuşçasına hatırlıyorum.
Arya ve Ulaş benim ilk best shippim. Aralarındaki bağ çok güzel ve ilişkileri de çok tatlı.
Serinin bu kitabında yazar Wattpad ' da yazdığı ve hala yazmakta olduğu' Bazı İnsanlar Böyle Yaşar ' kitabıyla ufak tefek bağdaştırmalar yapmış. Savcı Yiğit Atalay ve Hükümdar Çakırca gibi...
Not:Diyecek başka bir şey yok şu an bu incelemeyi annemin laf sokmalarına daha fazla katlanamayarak hava almak için avluya çıktım ama hayvanları ahır gece Sıcak olur diye dışarı çıkartmışlar ki şu an Yanında oturduğum buzağı her an bana bir tekme vurabilir içime çektiğim tezek kokusu da cabası...
Şu an bu notu bu incelemeye niye bekledim inanın bilmiyorum sadece çok bunaldım ve eklemek istedim. Belki de annemin dediği gibi Boş ve gereksiz konuşuyorumdur...
Ah!.. Neyse zaten bu incelemeleri de sonuna kadar okuyan birileri yok zaten alan benim değil mi istediğimi eklerim deyip kaçıyorum.
ATEŞ 1-2-3 #kitapyorumu
"Sen güneşin iz düşümüsün Arya," diye mırıldandım gülümseyen yüzüne bakarken. "Sen olmadığında güneş ışıkları yeryüzüne düşmüyor sanki."
Hikayemiz ailesini şüpheli bir yangında kaybeden Arya'nın on sekiz yaşına geldiğinde yıllardır telefon görüşmesi yaptığı gizemli bir kadının desteği ve aile dostu avukat Kenan'ın izniyle kendi evine yerleşmesiyle başlıyor. Kurgu yangın üzerinden ilerliyor ortada acı bir sır var ve bu ana karakterlerimizi de fazlasıyla etkiliyor. İlk kitabımız giriş görevi görüyor karakterleri tanıma olayların başlangıç ve durağan evresi gibi ve de aşkın filizlenmesi. Arya, Ulaş'a çekiliyor ama Ulaş bazı gerçeklerin bilincinde olduğu için adım atamıyor. İkinci kitabımızda bunun gelişmesini okuyoruz. Ulaşma evresindeyiz duygularımıza duvar görmeyip hedefe varma. Son kitabımızda ise olayların üst seviyeye geçişi ve de sonuca bağlanmasını okuyoruz. Ortada bir gizem acı bir sır vardı bunun hem geçmiş hem de şimdiki yüzüyle tanık oluyoruz.
Yangına sebep olan kişi ve yapma amacı kanımı dondurdu gerçekten. Böyle bir nefretin bu tarz bir sonuç doğurması psikoloji bozduracak türdendi. İki kişinin yanarak can vermesi de beni fazlasıyla etkiledi. Hikaye bu yönüyle çok hassastı, okuyanlarda da etkisini gösteriyor.
Aşk yönü çok güzeldi ama ciddi sabır gerektiriyordu geçmişten gelen bir sır sebebiyle karakterlerimizin aşklarını öyle kolay yaşamaları mümkün olmuyor ama gerçekler ortaya çıktıktan sonra da yaşadıkları başkaydı. Aralarındaki o iletişim çok hoştu. Hem Ulaş hem Arya ağzından bölümler okumakta ayrı hoşuma gitti. İkisinin de duygularına ne düşündüklerine daha iyi hakim olduk. Yan karakterleri de sevdim gidişata renk kattılar. Keyifli olmasıyla birlikte hüzne boğan bir yöne sahip genç kurgu arayışında olanlara
2019'da tanıştığım ve bir insanın nasıl sevileceğini bana o yaşımda öğreten oldukça naif ama bir o kadar yoğun duygular içeren bir seri Ateş Serisi. Aşkın iki karanfilden daha büyük, küçük bir kıvılcımın ise üç ömrü yakabileceğinin göstergesi.
Yıllarca bilinenlerin büyük bir yalan olduğunu gösteren ikinci kitap sonrası, üçüncü kitapta o yalanların herbiri en acı şekilde açıklığa kavuşuyor. Dokuz yıl boyunca oynanılan oyun son bulurken yeni bir oyun daha başlıyor: tekerrür. Aynı başlangıca rağmen kelebeğin uçtuğu ateşin söndürülüşü ise oynun finalini değiştiriyor.
Okurken birçok yerde nefesimi tutmuş, gözlerimin dolmasına engel olamamıştım. Fakat birçok okurun aksine gerçeklerin beni hiç şaşırtmadığını söylemek isterim. İkinci kitaptan sonra üzerine o kadar çok düşünmüştüm ki kurduğum teorilerin neredeyse hepsi doğru çıktı. Beni şaşırtan tek şey her şeyin sebebi olan o kişinin acımasızlığı ve hastalıklı zihniydi. Bu kadarını asla beklememiştim.
Kitap çok can yakmış olsa da beni derinden etkileyen ve gözyaşımı tek akıttığım sahne Derya Ateş'in son anlatımının olduğu sahneydi. Geçmişini okumak ve Arya'nın o geçmişle annesine benzediğini görmek fazlasıyla duygulandırmış fakat hiç yabancılık hissettirmemişti. Ayrıca Taner Ateş'le olan sahneler de ise yaşamamaları içimde çok büyük bir ukte olarak kaldı.
Yaşananların yaraları sarılırken yaşananlar hem hüzünlü hem de huzur doluydu. İkinci kitapta okurken asla yeterli gelmeyen Arya ve Ulaş'tan sonra bu kitap onlarla dolu doluydu. Bu, bu yaşımdaki Mia'dan daha çok 12 yaşındaki Mia'yı fazlasıyla mutlu etti. Onlara edilen veda yüreği burksa da son oldukça tatmin ediciydi.
Yazım diliyle, anlattıklarıyla okunmaya fazlasıyla değen; en başta kitap okumaya yeni başlayacaklara, daha sonra ise aileye olan bir sevgi, naif bir aşk ve
Herkese merhabalar...
Bir serinin daha sonuna geldim. İkinci kitabın sonundan sonra direk üçüncü kitaba başladım. Karakterlerimizin geçmişleri hakkında ki sır perdesinin aralanacak olması beni heyecanlandırsa da seriye ve karakterlere veda edecek olmak üzüyor.
Arya ve Ulaş'ın geçmişleri hakkında öğrendiklerimiz, Levent Tütüncü ve Derya Ateş'in anlatımı ile okuduğumuz kısımlar bizi geçmişte yaşananlarla ilgili fazlasıyla aydınlatıyor.
Derya ve Taner Ateş'in ölümüne kimin neden olduğu ile ilgili bir tahminim vardı ve bu tahminde yanılmadım fakat sebebinin bu kadar büyük bir hırs olacağını düşünmemiştim. Bu hırs beni gerçekten şaşkına uğrattı.
Seriye genel olarak baktığımda kesinlikle sevdiğim ve kitaplığımda tutacağım bir seri oldu. Seride sevmediğim tek bir karakter yok neredeyse. Hatta Elmaşekeri bile çok tatlıydı. Ulaş'ın beni rahatsız ettiği tek sahneler ikinci kitapta bazı yerlerde duyduğu gereksiz kıskançlıktı ama bu sadece ikinci kitapta oldu ve devamında olmadığı için rahatlıkla tolere edebildim.
Soft bir aşk okumak istiyorum ama biraz da gizem olsun zamanla bazı gerçekleri öğreneyim diyorsanız eğer size kesinlikle önereceğim bir seri. Ama baştan şunu söylemeliyim ki sadece ilk kitabı alıp okumaya başlarsanız ve kitabı okurken beğendiğinizi düşünüyorsanız ilk kitabı bitirmeden ikinci ve üçüncü kitabı almanızı da tavsiye ederim.
Keyifli okumalar...Kitapla kalın...
Bu kitapla ilgili daha doğrusu bu seri ile ilgili onlarca alıntı paylaşasım var. Çok tatlı çok soft bir aşk vardı. Ve tabi biraz da acı. Ulaş'ın ve Arya'nın birbirlerine olan aşkları beni hayran bıraktı. Sevginin ne kadar sonsuz olabileceğini, günümüzdeki gelip geçici aşklara inat gerçek sevginin ne kadar güçlü olduğunu gösterdi diyebilirim. Ve tabii ki Ulaş mükemmel bir karakterdi, şu an ne yazsam az kalacak. Sadece Ulaş Ulaş Ulaş yani.
Merhaba kuşlarım
Filiz'in yazdığı ilk seri. Ve gerçekten diğer yazarların yazdığı ilk seriye nazaran çok güzel. Ben çok beğendim, Ateş serisi Filiz'i haketmiş.
Okuyacaklara keyifli okumalar.
Sağlıcakla kalın...
Bu seriyi ilk çıktığı zaman eski baskısıyla okumuş ve beğenmiştim ama bu yeni baskısı apayrı birşey. Gerek tasarımı olsun gerek yazım dili olsun her yanıyla sanki yeniden yaratılmış gibi bir mükemmelliğe sahip. Ateş serisini zaten seviyordum ama şimdi daha da çok seviyorum diyebilirim. Yıllar sonra sonunda serinin son kitabını okuyabildiğim için gerçekten çok mutluyum. Kitabın konusu ve işlenişi harikaydı. Özellikle de karakterlerin arasındaki uyum ve sevgi insana kendini hayran bıraktıran bir yapıya sahip. Arya ve Ulaş'ın aşkı o kadar başka ki. Bazen keşke diyorum böyle aşklar yalnızca kitaplarda olmasaydı. Kitabın konusu zaten büyük bir trajedi ve ben geçmişin altında böyle bir sırrın yatıyor olduğuna hala şaşkınım. Nil Soykan. Zaten başlı başına hoşlanmadığım ve nefret ettiğim bir karakterdi. Ona olan güvensizliğim beni yanıltmadı. Kitabın konusu o kadar hassas ki okurken duygulanmamak elde değil. Gerçekten insanı çok etkiliyor. O kadın yüzünden Taner ve Derya Ateşin yanarak can vermelerini hala atlatmış değilim. Psikolojisi bozuk hasta bir kadının bir çok aileyi böyle darmadağın etmesi akıl alır gibi değil. Gerçekten böyle bir sebep hiç beklemiyordum. Arya ve Ulaş gibi hiçbirimiz asıl Celladın o olduğunu asla tahmin edemezdik. Tek söylemek istediğim şey değdi mi? Bunca olan bitene, bunca acıya, bunca kayıplara cidden değmiş miydi? Kitap az psikoloji bozmuyor değil ama gerçekten okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitapta özellikle de yazarın geçmişe yer vermesi çok iyiydi ve tabi farklı karakterlerin bakış açısından da duyguları ve düşüncelerini daha iyi anlayabilmemiz için yazarın hepsinin düşüncesine kitapta yer vermesi aşırı hoşuma gitti. Kurgu gerçekten de harika bir sonla bitti. Hak ettikleri gibi. Arya ve Ulaş benim aşklarına hayran olduğum yegane
Uzun zamandır beklediğim bir serinin sonunu okumak gerçekten üzüyormuş insanı. Sayfalarca anlatmak istiyorum fakat kelimelerim yeterli olur mu emin değilim. Beni bu kitaba çeken şey gecek bir sevginin var oluşuydu, dostluklardı, her şeye rağmen gülümsemelerdi... saysam bitmez. Hatta kitabı kapattığımda öğrendiğim ilk şey: pisman olmamak için neyi yapmayı istiyorsam anında yapmam gerektiği oldu. Anı yaşamam gerektiği, zamanın geri dönülmeyeceği ve bu zamana anılarımı biriktirip mutlu olmam gerektiği oldu. Kişilik olarak buna pek odaklanamıyordum fakat okuduğum iki kitapta bunu bariz bir şekilde anlamam gerektiğini hissediyorum. Bu kitaba gelince olaylardan çok hislerinden bahsetmek istiyorum nedense. Ben tüm karakterleri ayrı ayrı anlıyor ve seviyorum. Elbet sevmediğim karakterler var fakat konuşma gereği duymuyorum onlar için. Ulaş ve Arya çok başka bir mevzu. Bakıldığında Ulaş soğuk gibi görünebilir ki ilk kitapta bu böyleydi fakat onun gerçek kişiliğini Arya ortaya çıkardı. Bu detta güzeldi. Ikisi de biribirlerine yaşama isteğini aşıladı. Birçok şeyi beraber yaptılar. Acılarını paylaştılar. Böyle bir sevgi lazım aslında bu dünyaya. Küçük detayları çok seviyorum. Mesela Ulaş'ın sırf yere izmaritini atmamak için cebine koyması çok hoştu. Aslında olması gereken fakat insan olarak bunları her daim göz ardı ettiğimizden mutlu oluyorum böyle detaylara. Öğretiyor bence. Ya da çiçeği dalında sevmesi. Aslında bunu hiçbir zaman düşünmemiştim. Çiçeklerle aram yoktu fakat beğendiğim olursa koparıyordum bu noktada bakış açım değiştirdi Ulaş. Gerçkten bu kitap beni çok üzdü. Her karakterin hayatı hüzünlüydü. Dostlukları yine çok güzeldi. Argun, Bahadır, Esra, Kutay gibi dostlarımın olmasını isterdim. Eren'i daha fazla okuyabildiğim için mutluyum fakat hikayesi beni çok üzdü. Onun
Filiz Puluç, 26 Kasım 1998 Kars doğumludur. İstanbul’da yaşamakta ve üniversitede psikoloji öğrenimi görmektedir. Henüz genç yaşta roman çalışmaları yapmaya başlayan Filiz Puluç, Wattpad isimli sosyal kitap uygulamasında ilk ürünlerini kaleme almış ve yayımlamıştır. Filiz Puluç’un romanları, büyük bir genç kitle tarafından beğeniyle karşılanmıştır. Bu sosyal kitap uygulamasında yazıp yayımladığı "Ateş" isimli romanı ilgi ile okunmuştur. Agapi Yayınlar tarafından keşfedilen ve değerlendirilen roman kitap olarak yayımlanmıştır.