Bu kitabı anlatmak gerekirse… gerçekten su gibi akıp gidiyor. Sayfalar arasında kayboluyorsun; olaylar ardı ardına, sürükleyici bir şekilde gelişiyor. Üçüncü kitapla birlikte tüm gizler birer birer çözülüyor. Sanki şimdiye kadar üzeri örtülmüş her sır, yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor.
Üç kitabı da okurken karakterlerin değişimini derinden hissedebiliyoruz. Mesela Ulaş… Başlarda sürekli kendini suçlayan, içine kapanık biriydi. Ama bu kitapta onun adım adım açıldığını, kendini affetmeyi ve sevmeyi öğrendiğini görüyoruz. Arya ise tam anlamıyla bir prenses. Okurken onun zarafetini, inceliğini, saf kalbini hissedebiliyoruz.
Arya’nın annesi Derya Ateş okumak beni gerçekten derinden sarstı. Yaşadığı acılar, verdiği mücadele o kadar yoğun ki, her satırında kalbim burkuldu. Derya’nın hikayesini okurken Arya’yı onun küçük bir yansıması gibi hissettim, sanki biri geçmişin, diğeri bugünün haliydi.
Arya ile Ulaş’ın aşkı… O kadar saf, o kadar naif ki insanın kalbine dokunuyor. Gerçekten çok güzel bir aşk hikayesi.
Kitap öylesine akıcı ki, kaç sayfa okuduğunuzu fark etmiyorsunuz bile. Olaylar akıp gidiyor, her şey bir bütün gibi ilerliyor. Hem duygusal hem derin, hem de ruhuna dokunan bir hikâye… Kesinlikle herkese tavsiye ederim.