Türk, etrafındakilere medeni olduğunu göstermek için evini şapkalı mimara inşa ettirir. Nabzını şapkalıya uzatır. Parasını ecnebi bankalara yatırır. Alışverişini hep, kendi din ve milliyeti dışındaki işyerlerinden yapar. Türk asırlardan beri kanını, etrafını saran hasımlarına emdirdi. Gafletle sülük tutundu. Nihayet bünyesi zayıf, vücudu hasta düşerek ölüm döşeğine uzandı. Onu tedaviye uğraşır görünenlerin, sonunda birer cellat olduklarını anladığı gün reçeteleri yırtmaya, ilaçları dökmeye kalktı ama iş işten geçmişti.
"Dinler hafifleyip mezhepler genişleyerek çürüyen gelenekler sapır sapır döküldükçe evliliğin temelleri kalmıyor. Devletlerin yapısı gibi aile teşkilatı bozuluyor, eşin eşe, babanın evlada eski samimiyetleri değişiyor, dünyada bütün akrabalıklar başka renklere giriyor, herkes birbirine yabancılaşıyor, dünyayı egoizm boğuyor. İnsanlar arasında sevgi, dostluk duygusu azalıyor."
"benim için bu kadar kıymetli, sevgili olduğunu, seni bu kadar sevdiğimi bilseydim belki bu olanlar olmazdı. Lakin insan elinde olan nimetin değerini bilemiyor."
"O bundan sonra insanları anlayacaktı. O bundan sonra dostluk ve insanlık denilen şeyin ancak zenginken, mesutken, talihliyken görülen, ismi işitilen şeylerden olduğunu öğrenecekti. Gülerken, eğlenirken, gezerken pek çok olan dostların, yoldaşların, ağlarken insana eşlik etmeyeceğini bilecekti."