Yazarın Wikipedi'den hayatını ve edebi yönünü okudum. Kısa öykü dalında eserler vermiş ve eserleri 25 dile çevrilmiş. Hele, 19 yaşında yazar olmak için doğduğu Yeni Zelenda'dan İngiltere'ye göç etmesi, yazarın kararlı biri olduğunu gösteriyor. Yazar, 1888 doğumlu, 1917 yılında vereme yakalandığını öğreniyor, 1923 yılında da , daha 35 yaşında ölüyor. Ölümü -niçin bilmiyorum- beni etkiledi, daha geçenlerde üç sıkı dost olan M.Tayyip Uslu, Rüştü Onur ve Kemal Usluer'in , ikişer yıl arayla, genç yaşlarında veremden öldüğünü okuduğumda çok üzülmüştüm, ardından Katherina'nin de genç yaşta veremden ölmesi, beni üzdü açıkçası.
1919 kitabı, yazarın günlüğünün kitaplaştırılmış hâli. 2020 yılında Türkçe 'ye çevrilip basılmış, çeviri biraz tatmin etmedi , bir şeyler eksik gibi geldi bana. Ama kitap, İngiltere'de ne zaman basılmış, bununla ilgili bir bilgiye rastlamadım. Yazarın resimlerine bakıldığında bir mutsuzluk göze çarpıyor, 1919 anıları, hasta zamanında kaleme alınmış, kitapta karamsar ifadelerin olması normal, ama önceki resimlerinde de karamsar bir yüz ifadesi göze çarpıyor.
Gelelim kitabın içeriğine, birbirinden kopuk, bağlamı olmayan, bazen kimden bahsettiği anlaşılmayan notlar. Çocukları, eşi, kendisi, doktoru, bazen bir yemek, hava durumu; yani o anda kendisi için ne önemli ise, not ettiği duygusal durumları. Bazı yorumcular, kitabın sıkıcı olduğunu dile getirmişler, katılıyorum, ama bu yazarın kitap yazmak amacıyla kaleme aldığı bir öykü değil, kendi anıları. Bunu, bir fotoğrafçının, yakaladığı anlık durumları fotoğraflayıp, bir zarfa koyması gibi düşünebiliriz, kendisi için önemli olan şeyleri not etmiş.
Yine, kitabı okurken, ölü birinin sandığını karıştırıyor, gibi de düşünebiliriz. Sandıkta ıvır zıvır şeylerle birlikte, dikkate değer eşyalar,