Diye başladım çünkü Zehra beni şaşırtan, utandıran çoğu yerde hele ki son kısımlarda elimi yüzüme kapatıp hayır ya dememe sebep olan karakterimiz..
Yazarın kullandığı dil hiç yabancı gelmedi, akıcı şekilde olayların da heyecan ve tadıyla çook güzel bir okuma oldu. İstanbul’un semtleriyle büyülü bir yolculuğa çıkmış gibi hissettim.. Beyoğlu, Büyükdere, Rumelifeneri’nde karakterlerle bir yolculukta gibi heyecanlandım. Hayalini kurduğum 1884 senesinin İstanbul’unda bir rüya alemindeydim. Mübalağa değil gerçek. Bir tüccar kızı olan Zehra, aşık olduğu adam ile evlenir. Ki bu hisler karşılıklıdır ve her şey çok güzel, mutlu ve yolunda bir evlilikleri vardır. Ta ki yardımcı kadın Sırrıcemal eve gelene kadar… Sırrıcemal ile hayatları tamamen değişir. Başta kimsenin aklında olmayan ihanet gün yüzüne Zehra’nın kuruntuları ile çıkar… benim pek sevdiğim bir eser oldu. Yazar yaşasaydı eğer ne güzel eserleri olurdu da okurduk diye aklımdan geçirmedim değil. Buyrun siz de Zehra, Suphi ile tanışın. Tüm okurlara şiddetle tavsiyemdir.. kitapla kalın efendim.