Lichilai, dünyadaki en acıklı üç şeyin gençlerin yanlış eğitim sistemi yüzünden kötü yetişmesi, bayağı hayranlıklar yüzünden güzel sanatlara verilen değerin azalması ve güzel çayların yetersiz işleme yüzünden tümüyle ziyan edilmesi olduğunu üzülerek dile getiriyor.
Anladığımız kadarıyla, Buşidō üzerine yazılmış bir 18. yüzyıl klasiği olan Hagakure adlı yapıtın yazarı, Nambukuçō (1336-1392) ve Sengoku (1467-1573) dönemlerinin askerleri hakkında hiçbir şey bilmemektedir. Bilseydi, bu savaşçıların mertliklerini, kahramanlıklarını ve nasıl ölümüne savaşmaya hazır olduklarını anlatmak yerine, herhalde onların ikiyüzlülük ve ihanetletini dile getirirdi.
Bunlar, hepsi gülmek için doğmuşlardı, hepsinin bu toprak üzerinde ve kubbe altında gülmek için bir sebebi olması lazımdı. Bir ferdi gülüp bin ferdi ağlayan bir cemiyette hayatın, sonsuza kadar sızlayan ve kanayan bir yaradan ne farkı vardı!
Koşullar ne olursa olsun, konforu biraz bile olsa artırmak için çalışan kadınların bilgeliğini, çevrelerini kendi zevklerine uyarlayabilen kadınların iradesini en çok görmezden gelen, muhafazakâr erkeklerdir. Oysa esas bunlar, o adamların kadınlarda en çok aradığı şey olan ev işi becerilerinin özünü oluşturur. Bu tutarsızlığı neden fark etmiyorlar ki? Bir kadın evcimen olursa erkeklere üstünlük sağlayacağı yetenekleri olamayacağı ve onu kolayca kontrol edebilecekleri gibi bir peşin hükme nasıl varıyorlar? Ev işi kadar yetenek, egoizm ve bir tür çılgınlık gerektiren alan var mı acaba!
O kadın, yalnız hayatlar süren kurbanlarının gönlündeki boşluğu istismar ediyor. Erkek dediğiniz çok beceriksiz bir varlık değil mi zaten? Bir kadının desteği ve şefkati olmadan yaşayamıyor hiçbiri.