Rümeysa Yağmur

Rümeysa Yağmur
Ekoloji | Kadın Hakları ️ 30.06|C ~
Daha iyi sonuçlar istiyorsanız hedef koymayı unutun. Onun yerine sisteminize odaklanın. Bununla neyi kastediyorum? Hedefler tamamen işe yaramaz mıdır? Elbette hayır. Hedefler bir yön belirlemek açısından iyidir ama ilerleme kaydetmede sistemler en iyisidir. Hedeflerinizi düşünmeye çok fazla zaman ayırıp sistemlerinizi tasarlamaya yeterince zaman ayırmadığınızda bir avuç problem doğar.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Atomik Alışkanlıklar syf.25
Zaman başarı ve başarısızlık arasındaki boşluğu büyütür. Zamanı ne ile beslerseniz zaman onu katlar. İyi alışkanlıklar zamanı müttefikinize dönüştürür, kötü alışkanlıklar ise düşmana.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Yüzde 1 oranında daha iyi ya da daha kötü bir karar almak o anda önemsiz gibi görünse de bir ömrü oluşturan zaman diliminde bu tercihler kim olduğunuz ve kim olabileceğiniz arasındaki farkı belirler. Başarı hayatta bir kez yaşanan dönüşümlerin değil, günlük alışkanlıkların ürünüdür.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Puan vermedi·408 syf.··
2023 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2023 03:20
"Ya güç kadınların elinde olsaydı?" Güç romanı, bir feminist distopya. Kitap aslında kadınların hakim olduğu yani anaerkil bir toplumun bir vatandaşı olan erkeğin bir tarih romanı yazmak istemesiyle başlıyor. Ve hikayemiz, kadınların köprücük kemiklerinde oluşan yeni bir organ sayesinde vücutlarında elektrik oluşturabilmesi ile başlıyor. Hikayemiz dünyanın farklı bölgelerindeki karakterlerimizin ayrı ayrı hikayelerinin birleşmeleri ile de sürüyor. Karakterlerimizin ortak özellikleri acıyı tanımaları, acıyla yoğrulup büyümeleri. Ve bu acı dünyadaki bütün kadınların acılarıyla birleşip bir mutasyona dönüşüp kadınlara güç veriyor. Kitap, dünyanın her yerinde şiddete uğrayan, ezilen, karanlıklara mahkum bırakılan kadınları, geleceği çalınan, eğitimden mahrum bırakılan kız çocuklarını, köle yapılan, vücudu sömürülüp eşya gibi davranılan tüm kadınları anlatıyor. Dünyanın bunca acıya dayanamayıp artık kadınlara bir hediye verdiği bir kurgu çiziyor yazarımız. Kurgu ilerlerken ataerkilliğin baskısı altında büyümüş bir kadın olarak bazı noktalar çok hoşuma gitti. Her ne kadar bir distopya olsa da acı bazen eşitsizliği ve üstünlüğü hoş görebiliyor. Kurgunun sonuna doğru da yazarın bize asıl vermek istediği mesajı aldım, feminizmin asıl amacı anaerkil, baskıcı yeni bir toplum kurmak değil; EŞİT BİR TOPLUM KURMAK! Kitap bana İsmail Gaspıralı'nın 'Kadınlar Ülkesi' hikayesini hatırlattı. Fransa'dan Orta Doğu'ya gitmeye çalışan üç erkeğin atlı kadınlar tarafından yakalanıp kadınlar ülkesine götürülmesiyle başlayan ve anaerkil toplumda 'biz nasıl yaşayacağız' dehşetiyle ülkeden kaçmasıyla sonlanan bir öykü. Erkeklerin evde oturup, kadınların çalıştığı, erkeklerin evden çıkmayıp sürekli temizlik, çocuk ile uğraştığı. Geceleri dışarıda rahat dolaşamadığı bir toplumda dehşet içinde
GüçNaomi Alderman · Misis Kitap · 2017239 okunma