Yakut kadınları, Cılga Han'a yakarır, ondan çocuk isterler. Ayrıca ruhunu Cılga Han'dan alan çocuklar, kazadan ve diğer felaketlerden ölmezler. Onların ölümü doğal yolla olur. Kaderin, alınyazısının belirleyicisi olan ruhun kadim Türklerde saygıyla anıldığı bilinmektedir.
Mitte denilir ki Kayra Kan, yeryüzünü yarattıktan sonra dokuz dallı bir çam diker ve 16. kata oğlu Ülgen'i oturtur. Kayra Kan, dokuz kişinin bu dallardan türemesini, dokuz ulusunda buradan meydana gelmesini ister.
Ülgen, onun ateşe ihtiyacı olduğunu da anladı. O, gökten beyaz ve siyah renkli iki taş getirerek eline kurumuş ot alıp onları avucunun içinde ezdi ve sonra ezilmiş otu taşlardan birinin üzerine koydu, diğeri ile ve alttaki taşa vurdu. Kıvılcım çıktı ve ot alevlendi. Bu yolla ilk ateşi yakan Ülgen,insana şöyle dedi:
- Bu ot adamnın kuçunen tasha tyuşhan ot
(Bu ateş babamın gücü ile taşa düşen ateştir.)
Kaybolan onca değerlerimiz içerisinde belki de en kıymetlisi, bizi biz yapan mitlerimiz, ritüel-mitolojik inançlarımızdır. Biz bu kitapta paramparça olmuş, aralarındaki ruhsal bağı kopmuş, mantığı kaybolmuş Yüce Türk milletinin bir zamanlar zengin, şimdi yoksun mitlerini bir araya getirmeyi denedik...
İyi Kalp'in anlamsıza karşı en anlamsız şeyle verdiği savaştı bu. Boşlukla konuşmak. Anlamsıza anlam katmak demekti; dünya her zaman göz göze bakıp boş konuşmalar yapan insanlarla doluydu.