Bu ülkede uzun zamandır hukukun siyasetin aracı hâline getirildiğini görüyoruz. CHP üzerinden yürütülen mutlak butlan tartışmaları da bunun yeni örneği oldu. Yetkisi tartışmalı mahkemelerle siyaseti dizayn etmeye çalışmak, halkın iradesini hiçe saymaktır. Daha kötüsü ise, yıllarca bu partinin içinde bulunmuş bazı isimlerin kişisel hesaplar uğruna bu sürece katkı sunmasıdır. İnsanların tepkisi tam da buna.
Ekrem İmamoğlu’na yönelik baskıların siyasi olduğu da bugün ortaya çıkmış bir şey değil. En başından beri güçlü bir muhalefet figürünü yargı yoluyla etkisizleştirme çabası olduğu belliydi. Ama artık daha fazla insan bunu açıkça görüyor. Çünkü ülkede hukuka olan güven neredeyse tamamen yok edildi.
Özgür Özel’in geri adım atmayan tavrı ise bu yüzden önemli. Çünkü insanlar artık korkmadan konuşan, baskıya boyun eğmeyen siyasetçiler görmek istiyor.
Ama bütün bunların ötesinde ülkenin gerçek hali ortada. Ekonomi her geçen gün daha kötüye gidiyor. İnsanlar ay sonunu getiremiyor. İşçi hakları kâğıt üstünde var ama gerçekte yok. Emek veren insanlar yaşam mücadelesi verirken bir avuç ayrıcalıklı kesim servetine servet katıyor.
Mutlak butlan tartışmalarıyla beraber piyasalardan milyarlarca dolar çıkışı yaşanıyor, ülkenin geleceğine olan güven daha da sarsılıyor. Halk her gün daha fazla fakirleşirken iktidarın tek derdi koltuğunu korumak gibi görünüyor.
Cezaevleri boşaltılıyor, suçlular sokakta rahatça dolaşıyor, kadınlar öldürülüyor, insanlar kendini güvende hissetmiyor. Adalet güçlüye başka, vatandaşa başka işliyor. Hukuk düzeni çöktüğünde bunun bedelini her zaman halk ödüyor.
Bugün yaşanan mesele sadece bir parti meselesi değil. Bu mesele; adaletin, demokrasinin, ekonominin ve toplumun çöküş meselesidir. İnsanlar artık baskıyla, korkuyla ve yoksullukla yönetilmek