Rıza Uludoğan

Rıza Uludoğan
@rzauludogan
“Tıp, hasta toplumlarda favori bilimdir; ancak biz biyologlar, toplumlar hasta olmasın diye temel bilim yapıyoruz.
Mikrobiyoloji Kıdemli Uzmanı
Ege Üniversitesi
96 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
1927 yılında henüz Atatürkçü düşünce veya Kemalizm gündeme gelmemişti. Ancak Mustafa Kemal Nutuk'ta açıkça söylediği gibi kendisini Atatürkçü düşüncenin öncüsü ve kurucusu olarak ilan etmiştir. Yani Nutuk, tarihsel bir metin olmaktan çok ideolojik bir araçtır. Atatürk kendisini, tarihsel bir şahsiyet olduğu kadar bir ideolojinin öncüsü olarak da takdim etmiştir. Bunun için Nutuk, Türkiye Cumhuriyeti'nin el kitabı ve resmi tarih tezinin kurucu metnidir. Mustafa Kemal'in gözden geçirdiği ve yeniden yorumladığı metinler Türkiye Cumhuriyeti tarihinin resmi tezini oluşturmuştur. Bu gözden geçirilen metinler üniversitelerde ve liselerde ders kitabı olarak okutulmuş ve böylece ideolojik propaganda için uygun malzeme üretilmiştir. Nutuk, tarihçiler tarafından tarihi kaynak olarak kullanılabilir mi? Nutuk bir tarih kitabı olmaktan ziyade, Mustafa Kemal'in tek taraflı konuşması, kendilerine savunma hakkı bile verilmeyen ve tasfiye edilmiş muhaliflerine karşı bir iddianame gibidir. Tek Parti rejiminde tek partinin kurultayında o zamana kadarki bütün hadiselerin tek taraflı bir anlatımıdır. Bu haliyle tarih yazımına konu olabilir, yazarının hissiyatını anlamak açısından, kişiliğini tahlil açısından bir değeri olabilir. Ayrica o dönemle ilgili başvurulacak birincil kaynaklardan biri de olabilir. Ama tek başına Nutuk'a dayanılarak tarih yazılamez. Nutuk'ta bütün olup bitenlerin tek aktörü, tek düşüneni, tek fâili Mustafa Kemal olarak anlatılır. Her şeyin merkezine kendisini yerleştiren, sonradan olacakların hepsini öngörmüş olduğu izlenimini vererek, etrafındaki herkesi âdeta acemi, düşüncesiz, aptal, yer yer hain, gafil aktörler olarak resmetmiş, bütün bunlara karşılık sadece kendisini bir deha olarak takdim etmiştir. Bu sebeple Nutuk, Cumhuriyet tarihi için tek başına kaynak
Sayfa 149·Kitabı okudu
Alıntı
Rıza Uludoğan
İsmet İnönü'nün Nutuk’a dair tavrını ele alırken, metnin siyasi değerlendirmeler içerdiği iddiasını dikkate almak gerekse de, bu Nutuk'un tarihsel önemini ve değerini küçümsemez. İnönü'nün Nutuk'taki bazı değerlendirmelere katılmaması, metnin içerdiği bilgilerin geçerliliğini veya doğruluğunu ortadan kaldırmaz. Nutuk, Atatürk’ün kendi perspektifinden yazılmış, Milli Mücadele’nin detaylarını ve Cumhuriyet’in kuruluş sürecini aktaran bir belgedir. Atatürk’ün, Nutuk’taki bazı eleştirilerine rağmen Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele’yi Cumhuriyet Halk Partisi’ne milletvekili olarak kabul etmesi, onun pragmatik liderliğini ve kişisel öfkelerinin devlet işlerine karışmamasını gösterir. Bu, Atatürk’ün kişisel duygularının ötesine geçerek, ülke çıkarlarını ön planda tuttuğunu kanıtlar. İsmet İnönü’nün, Atatürk’ün Nutuk’u okurken öfkeli olduğu ve bu nedenle sert bir dil kullandığı yönündeki iddiası, Nutuk’un içeriğini küçümsemek için yeterli bir neden değildir. Atatürk, Milli Mücadele’de yaşadığı zorlukları ve ihanetleri açıkça dile getirmiştir. Bu tür ifadeler, dönemin zorluklarını ve liderin karşılaştığı engelleri anlamak açısından önemlidir. Nutuk, tarihi olayların ve kişilerin değerlendirilmesi açısından kıymetli bir belgedir ve bu değerlendirmeler, zamanın ruhunu yansıtır. İnönü’nün Nutuk’un yaygınlaştırılmasına sıcak bakmaması, siyasi nedenlerle alınmış bir karar olabilir, ancak bu Nutuk’un önemini ve değerini azaltmaz. Nutuk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini ve Milli Mücadele’nin detaylarını aktaran bir başyapıttır. Tarihimizin en önemli belgelerinden biri olarak kabul edilmeli ve korunmalıdır. Nutuk’u eleştiren bu tür görüşler, Atatürk’ün liderliğini ve Nutuk’un tarihsel önemini küçümsemeye yönelik çabalardır. Nutuk, bir milletin bağımsızlık mücadelesini ve yeniden doğuşunu anlatan eşsiz bir kaynaktır. Onu küçümsemek, tarihimize ve kültürel mirasımıza saygısızlık etmek anlamına gelir. Nutuk’un içerdiği bilgiler ve değerlendirmeler, tarihin doğru anlaşılması ve geleceğe ışık tutması açısından vazgeçilmezdir. Bu gerçek, hiçbir eleştiri ile değiştirilemez.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
1927 yılında henüz Atatürkçü düşünce veya Kemalizm gündeme gelmemişti. Ancak Mustafa Kemal Nutuk'ta açıkça söylediği gibi kendisini Atatürkçü düşüncenin öncüsü ve kurucusu olarak ilan etmiştir. Yani Nutuk, tarihsel bir metin olmaktan çok ideolojik bir araçtır. Atatürk kendisini, tarihsel bir şahsiyet olduğu kadar bir ideolojinin öncüsü olarak da takdim etmiştir. Bunun için Nutuk, Türkiye Cumhuriyeti'nin el kitabı ve resmi tarih tezinin kurucu metnidir. Mustafa Kemal'in gözden geçirdiği ve yeniden yorumladığı metinler Türkiye Cumhuriyeti tarihinin resmi tezini oluşturmuştur. Bu gözden geçirilen metinler üniversitelerde ve liselerde ders kitabı olarak okutulmuş ve böylece ideolojik propaganda için uygun malzeme üretilmiştir. Nutuk, tarihçiler tarafından tarihi kaynak olarak kullanılabilir mi? Nutuk bir tarih kitabı olmaktan ziyade, Mustafa Kemal'in tek taraflı konuşması, kendilerine savunma hakkı bile verilmeyen ve tasfiye edilmiş muhaliflerine karşı bir iddianame gibidir. Tek Parti rejiminde tek partinin kurultayında o zamana kadarki bütün hadiselerin tek taraflı bir anlatımıdır. Bu haliyle tarih yazımına konu olabilir, yazarının hissiyatını anlamak açısından, kişiliğini tahlil açısından bir değeri olabilir. Ayrica o dönemle ilgili başvurulacak birincil kaynaklardan biri de olabilir. Ama tek başına Nutuk'a dayanılarak tarih yazılamez. Nutuk'ta bütün olup bitenlerin tek aktörü, tek düşüneni, tek fâili Mustafa Kemal olarak anlatılır. Her şeyin merkezine kendisini yerleştiren, sonradan olacakların hepsini öngörmüş olduğu izlenimini vererek, etrafındaki herkesi âdeta acemi, düşüncesiz, aptal, yer yer hain, gafil aktörler olarak resmetmiş, bütün bunlara karşılık sadece kendisini bir deha olarak takdim etmiştir. Bu sebeple Nutuk, Cumhuriyet tarihi için tek başına kaynak
Sayfa 149·Kitabı okudu
Alıntı
Rıza Uludoğan
Nutuk’un basım tarihleri üzerinden yapılan eleştiriler, esasen tarihi gerçekleri çarpıtmaktan ibarettir. İsmet İnönü döneminde Nutuk’un basılmaması, dönemin siyasi ve ekonomik koşulları ile ilgili olabilir. Ancak bu, Nutuk’un değersiz veya önemsiz olduğu anlamına gelmez. İnönü’nün Atatürk’e olan bağlılığı ve saygısı, Nutuk’un basılmamasıyla ölçülemez. Nutuk’un basımının Demokrat Parti döneminde yeniden başlaması, siyasi değişimlerle ilgilidir ve Nutuk’un içeriğini veya önemini küçümsemez. Nutuk’un objektif bir metin olmadığı iddiası, Kemalist kaynaklar tarafından bile kabul edilmiş olsa da, bu tür iddialar tarihsel belgeler ve olaylar üzerinden değerlendirilmelidir. Enver Ziya Karal’ın belirttiği gibi, devlet tarihleri genellikle devlet başkanları etrafında şekillenir. Bu, sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil, dünya genelinde geçerli bir tarih yazımı pratiğidir. Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk’ün perspektifinden yazılmıştır ve bu da onu objektif olmaktan çıkarmaz; aksine, dönemin ruhunu ve liderin stratejik düşüncelerini anlamak için eşsiz bir kaynak yapar. Kâzım Karabekir gibi diğer tarihçilerin ve figürlerin eleştirilerine yer verilmemesi, Nutuk’un değersiz olduğu anlamına gelmez. Her tarihsel metin, kendi perspektifi ve amacı doğrultusunda yazılır. Nutuk, bir ders kitabı değil, bir liderin halka ve tarihe bıraktığı bir mirastır. Karabekir’in eleştirilerine yer verilmemesi, Nutuk’un tarihsel önemini ve değersiz olduğunu kanıtlamaz. Sonuç olarak, Nutuk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini ve Mustafa Kemal Atatürk’ün bu süreçteki rolünü anlamak için vazgeçilmez bir kaynaktır. Onu küçümseyen bu tür eleştiriler, tarihsel bilinci zayıflatma çabasından başka bir şey değildir. Nutuk, tarihimizin en değerli belgelerinden biridir ve bu değeri hiçbir eleştiri gölgeleyemez. Atatürk’ün liderliği ve Nutuk’un tarihi önemi, bu tür sığ eleştirilerle küçümsenemez. Nutuk, bir milletin yeniden doğuşunun ve bağımsızlık mücadelesinin en önemli belgelerinden biridir ve bu gerçek asla değiştirilemez.
1927 yılında henüz Atatürkçü düşünce veya Kemalizm gündeme gelmemişti. Ancak Mustafa Kemal Nutuk'ta açıkça söylediği gibi kendisini Atatürkçü düşüncenin öncüsü ve kurucusu olarak ilan etmiştir. Yani Nutuk, tarihsel bir metin olmaktan çok ideolojik bir araçtır. Atatürk kendisini, tarihsel bir şahsiyet olduğu kadar bir ideolojinin öncüsü olarak da takdim etmiştir. Bunun için Nutuk, Türkiye Cumhuriyeti'nin el kitabı ve resmi tarih tezinin kurucu metnidir. Mustafa Kemal'in gözden geçirdiği ve yeniden yorumladığı metinler Türkiye Cumhuriyeti tarihinin resmi tezini oluşturmuştur. Bu gözden geçirilen metinler üniversitelerde ve liselerde ders kitabı olarak okutulmuş ve böylece ideolojik propaganda için uygun malzeme üretilmiştir. Nutuk, tarihçiler tarafından tarihi kaynak olarak kullanılabilir mi? Nutuk bir tarih kitabı olmaktan ziyade, Mustafa Kemal'in tek taraflı konuşması, kendilerine savunma hakkı bile verilmeyen ve tasfiye edilmiş muhaliflerine karşı bir iddianame gibidir. Tek Parti rejiminde tek partinin kurultayında o zamana kadarki bütün hadiselerin tek taraflı bir anlatımıdır. Bu haliyle tarih yazımına konu olabilir, yazarının hissiyatını anlamak açısından, kişiliğini tahlil açısından bir değeri olabilir. Ayrica o dönemle ilgili başvurulacak birincil kaynaklardan biri de olabilir. Ama tek başına Nutuk'a dayanılarak tarih yazılamez. Nutuk'ta bütün olup bitenlerin tek aktörü, tek düşüneni, tek fâili Mustafa Kemal olarak anlatılır. Her şeyin merkezine kendisini yerleştiren, sonradan olacakların hepsini öngörmüş olduğu izlenimini vererek, etrafındaki herkesi âdeta acemi, düşüncesiz, aptal, yer yer hain, gafil aktörler olarak resmetmiş, bütün bunlara karşılık sadece kendisini bir deha olarak takdim etmiştir. Bu sebeple Nutuk, Cumhuriyet tarihi için tek başına kaynak
Sayfa 149·Kitabı okudu
Alıntı
Rıza Uludoğan
Nutuk, sadece bir tarih kitabı değildir; o, Cumhuriyet’in temel taşlarından biridir. Cemal Kutay'ın iddiaları, Nutuk'un tarihsel değerini küçümsemektedir. Ancak, Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluş sürecindeki düşünce ve stratejilerini doğrudan yansıtan bir belgedir. Bu metin, dönemin ruhunu ve Mustafa Kemal'in perspektifini anlamak için eşsiz bir kaynaktır. Nutuk'u basit bir tarih kitabı olarak görmek, onun derinliğini ve önemini anlamamaktır. Vahdettin’in hainliği meselesine gelince, bu konuda Nutuk’ta yer alan bilgiler, dönemin gerçeklerini ve Mustafa Kemal’in bakış açısını yansıtır. Bu tür iddiaların tarihsel bağlamda ele alınması gerekir. Kutay’ın bu iddiaları, Nutuk'un sunduğu geniş perspektifi göz ardı etmektedir. Mehmet Doğan’ın, Mustafa Kemal’in Nutuk’ta kendi bakış açısını yansıttığı iddiası, yüzeysel bir eleştiriden öteye gitmez. Her lider, mücadelesini ve deneyimlerini kendi bakış açısıyla anlatır. Bu, tarihi anlamak için gerekli ve doğal bir süreçtir. Doğan’ın bu eleştirisi, Nutuk’un değersiz olduğunu iddia edemez, çünkü Nutuk, bir liderin halkına ve geleceğe yönelik bıraktığı önemli bir mirastır. Prof. Dr. Cemil Koçak’ın Nutuk’un okunabilir olmadığı yönündeki iddiası, eserin tarihsel dilini ve önemini anlamaktan uzaktır. Nutuk, dönemin Türkçesiyle yazılmış olup, dil devrimi öncesi ifadeler içerir. Bu, metnin değersiz olduğu anlamına gelmez; aksine, tarihi ve kültürel bir miras olarak korunması gerektiğini gösterir. Hüseyin Yağmur’un CHP’yi eleştiren yorumları ise siyasi bir bakış açısını yansıtır ve Nutuk’un tarihi değerini veya içeriğini doğrudan etkilemez. CHP'nin Nutuk'u Suriyeli Türkmenlere gönderme kararı üzerinden yapılan bu eleştiriler, asıl konudan sapmaktadır ve Nutuk'un önemini küçümsemeye çalışmaktadır. Nutuk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini ve Mustafa Kemal Atatürk’ün bu süreçteki rolünü anlamak için vazgeçilmez bir kaynaktır. Onu küçümseyen bu tür eleştiriler, tarihsel bilinci zayıflatma çabasından başka bir şey değildir. Nutuk, tarihimizin en değerli belgelerinden biridir ve bu değeri hiçbir eleştiri gölgeleyemez.
1927 yılında henüz Atatürkçü düşünce veya Kemalizm gündeme gelmemişti. Ancak Mustafa Kemal Nutuk'ta açıkça söylediği gibi kendisini Atatürkçü düşüncenin öncüsü ve kurucusu olarak ilan etmiştir. Yani Nutuk, tarihsel bir metin olmaktan çok ideolojik bir araçtır. Atatürk kendisini, tarihsel bir şahsiyet olduğu kadar bir ideolojinin öncüsü olarak da takdim etmiştir. Bunun için Nutuk, Türkiye Cumhuriyeti'nin el kitabı ve resmi tarih tezinin kurucu metnidir. Mustafa Kemal'in gözden geçirdiği ve yeniden yorumladığı metinler Türkiye Cumhuriyeti tarihinin resmi tezini oluşturmuştur. Bu gözden geçirilen metinler üniversitelerde ve liselerde ders kitabı olarak okutulmuş ve böylece ideolojik propaganda için uygun malzeme üretilmiştir. Nutuk, tarihçiler tarafından tarihi kaynak olarak kullanılabilir mi? Nutuk bir tarih kitabı olmaktan ziyade, Mustafa Kemal'in tek taraflı konuşması, kendilerine savunma hakkı bile verilmeyen ve tasfiye edilmiş muhaliflerine karşı bir iddianame gibidir. Tek Parti rejiminde tek partinin kurultayında o zamana kadarki bütün hadiselerin tek taraflı bir anlatımıdır. Bu haliyle tarih yazımına konu olabilir, yazarının hissiyatını anlamak açısından, kişiliğini tahlil açısından bir değeri olabilir. Ayrica o dönemle ilgili başvurulacak birincil kaynaklardan biri de olabilir. Ama tek başına Nutuk'a dayanılarak tarih yazılamez. Nutuk'ta bütün olup bitenlerin tek aktörü, tek düşüneni, tek fâili Mustafa Kemal olarak anlatılır. Her şeyin merkezine kendisini yerleştiren, sonradan olacakların hepsini öngörmüş olduğu izlenimini vererek, etrafındaki herkesi âdeta acemi, düşüncesiz, aptal, yer yer hain, gafil aktörler olarak resmetmiş, bütün bunlara karşılık sadece kendisini bir deha olarak takdim etmiştir. Bu sebeple Nutuk, Cumhuriyet tarihi için tek başına kaynak
Sayfa 149·Kitabı okudu
Alıntı
Rıza Uludoğan
Bekir Biçer'in "Nutuk Gerçek mi Kurgu mu?" kitabı, Atatürk'ün "Nutuk" adlı eserine yönelik ciddi ithamlarda bulunuyor. Ancak, Biçer'in iddiaları, tarihsel gerçeklik ve belge temelli doğruluk açısından son derece zayıf ve temelsizdir. Öncelikle, "Nutuk" Atatürk tarafından 1927'de TBMM'de okunmuş ve Kurtuluş Savaşı ile Cumhuriyet'in kuruluş sürecini detaylı şekilde anlatan bir eserdir. Bu eser, resmi belgeler ve arşivlerle desteklenmiş, titizlikle hazırlanmıştır. Atatürk'ün belgeleri ve emirleri, "Nutuk"un doğruluğunu tartışmasız bir şekilde ortaya koyar. Ayrıca, tarihçiler arasında genel kabul gören bir kaynak olarak değerlendirilen "Nutuk," dönemin diğer belgeleriyle karşılaştırıldığında son derece tutarlı bir anlatı sunmaktadır. Biçer'in iddialarına bakıldığında, "Nutuk'ta anlatılan bazı olaylar gerçek dışıdır veya abartılmıştır" gibi temelsiz savlarla karşılaşırız. Bu iddiaları çürütmek için Nutuk'ta yer alan olayların resmi belgelerle desteklendiğini vurgulamak yeterlidir. Nutuk'ta anlatılan bir savaşın detaylarını resmi askeri raporlarla karşılaştırdığımızda, anlatıların doğruluğu açıkça görülmektedir. Dahası, bu olaylara tanıklık eden kişilerin ifadeleri, Nutuk'un güvenilirliğini ve gerçekliğini daha da pekiştirmektedir. Nutuk'un doğruluğunu savunan tarihçilerin görüşleri, Biçer'in iddialarının ne kadar temelsiz olduğunu ortaya koymaktadır. Örneğin, tarihçi Sina Akşin'in Nutuk'a dair değerlendirmeleri bu konuda önemli bir referans teşkil eder. Biçer'in kitabının metodolojisi ve kaynakları da son derece tartışmalıdır. Nutuk'un tarihsel ve politik önemini göz ardı eden bu yaklaşım, ciddi bir tarihsel analizden yoksundur. Resmi belgeler, tarihçi yorumları ve tanık ifadeleri gibi güvenilir kaynaklara dayanmayan Biçer'in eseri, sadece spekülatif ve sansasyonel iddialar sunmaktan öteye geçememektedir. Sonuç olarak, Bekir Biçer'in "Nutuk Gerçek mi Kurgu mu?" kitabı, tarihsel gerçekleri çarpıtan, dayanıksız iddialarla dolu bir eserdir. Atatürk'ün "Nutuk"u ise, resmi belgelerle ve tarihçilerin ortak görüşleriyle desteklenen güvenilir bir kaynaktır. Biçer'in temelsiz iddiaları, tarihsel gerçeklerle çürütülmekte ve eserin ne kadar yetersiz ve hatalı olduğunu açıkça göstermektedir.
Mustafa Kemal, “Ülkemizi çağdaş uygarlık düzeyine çıkaracağız” dediği sırada, iç içe iki şeyi amaçlar: Birincisi, çağdaş ekonomik altyapıya sahip olmak; İkincisi, bu altyapının içerdiği topluma ulaşmak! Birincisine varılmadı mı, ikincisinin olamayacağını kestirmiş; bu bakımdan, ‘Çağdaş Uygarlık Düzeyi’ne ulaşmak için metodu da vermiştir: “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir”
1000Kitap
Naifî ⸙ isimli okura yanıt verildi
Rıza Uludoğan
evet kesinlikle çok uzak.. ama belki bizler okuyarak bilinçlenerek ve etrafımızdaki insanları bilinçlendirerek bu kafa yapısının yıkılmasını sağlayabiliriz. Öncelikle bu kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Dili biraz ağır ama Atatürk'ün yapmayı amaçladığı ve gerçekleştirmek isteyip ömrünün yetmediği onca şey; sonrasında gelenlerin Atatürk'ün adını adım adım nasıl yozlaştırdıkları.. gerçekten çok beğendim. Bence bir de Attila İlhan'ın kaleminden okumalısınız.