Araştırmalarımdan öğrendiğim dikkate değer başka bir şeyse,gelişme düşüncesini benimsediyseniz özgüvene ihtiyacınız olmadığıdır.Söylemek istediğim,bir şeyde iyi olmadığınızda bile hâlâ bütün yüreğinizle onla uğraşmaya dalabilir ve onu geliştirmeye devam edebilirsiniz.
Sayfa 68·Kitabı okuyor
Hüküm vermeden önce,çabalamanın her şey olmadığını ve bütün uğraşların eşit yaratılmadığını hatırlayın.
Sayfa 62·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Benim en sevdiğim,uzun süre adını hatırlayamadığımdan izleyemediğim,”Bugün Aslında Dündü” filminin kurgusudur.Bill Murray,filmde bir gün uyanıp hayatın uğraşmaya değip değmediğinin cevabını bulamaz.Bu cevabı bulana kadar aynı günü tekrar yaşayıp durur.
Sayfa 60·Kitabı okuyor
1991 Moskova McDonald's kuyruğu ile de sona erdi :)
Bolşevik devriminden sonra SSCB, kapitalizmin hâkim olduğu bir dünyada komünist/sosyalist bir devlet olarak neredeyse bir başına kaldı. Bu durum İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Moskova’nın baskısı altında bir dizi Doğu Avrupa ülkesinin Marksizm-Leninizm’i benimsemesiyle değişmeye başladı. Bu ülkelerin devlet ve ekonomik yapıları çeşitlilik göstermekle birlikte, bloktan ayrılan Yugoslavya hariç, fiilen var olan sosyalizm diye bilinecek, merkezi devlet güdümlü ekonomileri benimsediler.
Sayfa 20 - 8. Bölüm, Liberus Yayınları·Kitabı okuyor
İdeoloji
Gazze'de sergilenen direnişin özünde de "izzet" yatmaktadır. Bir halka sadece tanklar, bombalar veya ablukayla değil aynı zamanda iradesine, haysiyetine ve kimliğine kastedilerek zulmedilmektedir. Bu noktada, Gazze'deki mücadele, basit bir "toprak kavgası" değil, bir onur savaşıdır. Toprak, elbette maddi bir unsurdur fakat bu toprağın kimliği, üzerinde yaşayan insanların varoluş gerekçesi ve değerleriyle birleşince bir "haysiyet mücadelesi" ortaya çıkar. Nitekim Kur'anda sık sık geçen "yeryüzü" (arz) kavramı, sadece fiziksel bir mekânı değil aynı zamanda "imanı özgürce yaşama ve Allah'ın hükmünü hâkim kılma zemini" olarak da okunur. Bu nedenledir ki Gazze'deki insanlar "onur" denilen, gözle görülmeyen ama kalpte ve amelde ortaya çıkan değeri korumak için evlerini, ailelerini, mallarını fedaya hazır olduklarını göstermektedir. Tıpkı Resulullah (s.a.v.) zamanında sahabenin, Medine'ye yürüyen düşman güçleri karşısında gösterdiği cesaret gibi bugün de Gazze halkı aynı cesareti ve tevekkülü sergilemektedir.
Sayfa 183·Kitabı okudu
Mekkeli kadınlardaki bu değişim sadece ekonomik talepler noktasında kalmıyor, eşin fikrine itaat etme noktasında da kendisini gösteriyor. Bir gün Hz. Ömer bir konu hakkında hanımıyla konuşurken hanımı kendisine itiraz ediyor. Hz. Ömer de (r.a.), "Sen benim sözümün üstüne söz mü söylüyorsun?" deyince hanımı kendisine gülüyor: "Ya, senin sözün üstüne onun sözünün üstüne söz söylüyorlar. İstersen git kendin gör." Hz. Ömer (r.a.) kızı Hz. Hafsa'ya gidip "Kızım, sizin de aile içerisinde Resulullah'a (s.a.v.) karşı koyduğunuz, onu bastırmaya çalıştığınız oluyor mu?" diye sorunca, "Evet baba oluyor. Burası Medine, Mekke geride kaldı." kabilinden cevaplar verir. Anlıyoruz ki İslam, Medineli kadınların bu baskın tarafına dokunmamış. Çünkü helal daire içerisinde kaldığı ve neticede karşılıklı rıza üzerine yürütülen evlilikler olduğu sürece herhangi bir sıkıntı yok. Ancak Resulullah'ın (s.a.v.) evliliklerine baktığımızda kendisinin böyle bir evliliğe yanaşmadığı anlaşılıyor. Zira Hz. Peygamberim eşleri arasında ensardan bir hanımefendi görmüyoruz.
Sayfa 131·Kitabı okudu