Ömer Nasuhi Bilmen (rahimehullah): "… Her zaman yüksek ruhlu, kalpleri ve yüzleri iman nuruyla aydınlanmış salih kişilerle dostluk kurmayı, onlarla sohbet etmeyi bir kurtuluş ve mutluluk vesilesi olarak görmelidir." "İslâm dininde cimrilik, korkaklık, öfkelenme, atalet, sefahat, kibir, gurur, haset, dalkavukluk, hıyanet, tecessüs, alay, kalp kasveti, uzun emel gibi şeyler alçak hisler cümlesindendir. Dolayısıyla bunlardan kaçınmak icap eder." (Ömer Nasuhi Bilmen,Yüksek İslâm Ahlâkı, s.112)
İslam
Bazen bize eziyet gibi gelen bir olaya bakışımızın değişmesi, olaylar hiç değişmediği hâlde durumunuzu iyileştirir. O bakışa erişmek de bir lütuftur. S.112 En Güzel Kıssa Fatma Bayram
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Şeytanlaşma süreci Nasıldır? Sonunda ne Olur?
1. Kibirlenme ve "Ben" Duygusunun Azmanlaşması (Ego/Narsizm) Şeytanlaşma sürecinin ilk ve en büyük adımı kibirdir. Mitolojik ve dini anlatılarda Şeytan’ın düşüşü, kendisini diğerlerinden (Hz. Adem'den) üstün görmesiyle başlar. İnsan, başarılarını, zekasını veya gücünü sadece kendinden bilmeye başladığında "en üstün" olduğu yanılgısına düşer. Bu durum ilerledikçe narsistik bir boyuta ulaşır: İnsan, her şeyin merkezinde kendisinin olduğunu ve her şeye hakkı olduğunu düşünmeye başlar. 2. Sınırsız Güç ve Kontrol Tutkusu (Kader Yazma İsteği) "Kader yazmak istemek", aslında mutlak kontrol arzusudur. İnsan, hayatın belirsizliklerinden, ölümden, acıdan ve acizlikten kaçmak için her şeyi kontrol etmek ister.Kendi kaderini çizmek: İlk başta masum bir "kendi ayakları üzerinde durma" isteği olarak başlayabilir. Başkalarının kaderine hükmetmek: Güç güçlendikçe, kişi etrafındaki insanları, toplumları veya sistemleri bir oyun hamuru gibi şekillendirmek ister. Onların hayatları, ölümleri, başarıları veya başarısızlıkları üzerinde tek karar verici olmak ister. Bu, tanrıcılık oynamaktır. 3. Empati Kaybı ve Vicdanın Susturulması Bir insan, başkalarının kaderini kendi isteklerine göre zorla şekillendirmeye başladığında, kaçınılmaz olarak zarar verir. Bu zararı görmezden gelebilmek için vicdanını susturmak zorundadır. Diğer insanları birer "birey" olarak değil, kendi hedeflerine giden yolda birer araç veya piyon olarak görmeye başlar. Kötülük sıradanlaşır. Kişi, yaptığı zalimlikleri "büyük bir amaca hizmet ediyor" diyerek rasyonalize (meşrulaştırma) eder. Kur’an ve Hadislerde Şeytanlaşan İnsanın Özellikleri 1. İnsanları Doğru Yoldan Saptırmaya Çalışırlar (İnsî Şeytanlar) Kur'an, şeytanlığın sadece görünmez varlıklara (cinlere) ait bir vasıf olmadığını,
Din
S:112
1 "If Our Eyes Can See the Huge Scope of Atrocity, Can Our Hearts Contain Two Pains at Once?" Haaretz.com. Tamer'in sözlerinin tamamını alıntılıyorum; buna değer: İsrail veya Batı medyasıyla karşılaştığımda, bir röportajdan çok bir sorgulama yapılıyor duygusuna kapılıyorum. "Hamas'ı kınıyor musunuz?" diye soruluyor bana. Şu anda, önünüzde, Gazze'de kan ağlayan bir nesil var; onlara "Hamas'ı kınayın" demek ya da "önceki nesil neden Hamas'a oy verdi?" veya "canlı kalkan olarak kullanılıyorsunuz" demek dışında onlara ne mesaj vermek istersiniz? Nafar, Gazze'de mağdur olan birine "Hamas'ı destekliyor musun?" sorusunun yanlış bir soru olduğunu ısrarla vurguluyor ve haklı da. Bir mağdurun doğru cevabı şudur: "Hamas'ı destekleme isteğine direnmeye çalışıyorum ancak siz beni bu yönde itmek için elinizden geleni yapıyorsunuz!" Sıfır Noktası Slavoj Zizek
Kitap Alıntısı
Kar leoparının ayak izlerini gösteriyorlar.
"Herkes heyecanlanıyor. 6.000 metrelerde yaşayabiliyorlarmış. Başka bir canlı var ki o Everest'in üzerinden uçabiliyormuş, Türkçede Hint kazı deniyormuş" Aklım Dağlarında Kaldı s.112
Alıntı
#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️ 💥Fakat kavmi onu (#ilyas_as)'ı yalanladı. Bu yüzden onların hepsi tutuklanarak cehenneme atılacaklardır. 127 Ancak Allah’ın ihlâsa erdirdiği kulları başka! 128 Sonra gelen nesiller arasında onun için güzel bir nâm bıraktık. 129 Selâm olsun İlyâs’a ve onun yolundan gidenlere! 130 Biz, iyilik eden ve işini güzel yapanları işte böyle mükâfatlandırırız. 131 Gerçekten o bizim mü’min kullarımızdandı. 132 #Tefsir: 📖 📖 Hz. İlyâs, İsrâiloğulları’na gönderilen peygamberlerden biridir. Hârûn (a.s.)’ın neslindendir. İsrâîloğulları Filistin’i ele geçirince, kabîlelerden biri Ba‘lbek’e yerleşmişti. Başlarında zâlim bir hükümdar vardı. Rivayete göre, şehrin ismi önceleri Bek idi. Ancak bu zâlim kral, Ba‘l adında bir put yaptırdı ve halkı bu puta tapmaya zorladı. Ba‘l ile Bek ismi birleşerek, bu şehre Ba‘lbek veya Ba‘lebek denildi. İşte Hz. İlyâs, tevhîdden uzaklaşıp şirke düşenleri Hakk’a davet etmek üzere, bu beldeye peygamber olarak gönderildi. Halkın taptığı Ba‘l adında put vardı. Aslında Ba‘l, o bölgelerde yaygın olarak kullanılan bir put ismi idi. Kelime olarak “efendi, sahip, lider ve bazan de koca” mânasına gelmektedir. Kur’ân-ı Kerîm bu kelimeyi “koca” mânasında kullanır. (bk. Hûd 11/72) Daha çok bereket verme, yağmur yağdırma ve verimli kılma hususiyetleri bulunan bir put olarak kabul ediliyordu. İlyâs (a.s.) halkı bahsedilen puta tapmaktan vazgeçirmeye ve yalnızca her şeyin yaratıcısı olan Allah’a îman ve ibâdete çağırdı. Fakat İsrâîloğulları, Hz. İlyâs’ın nasihatlerini dinlemediler. Onu bulundukları beldeden dışarı çıkardılar. Bu sebeple başlarına türlü musîbet ve belâlar geldi. Bunun üzerine emr-i ilâhî ile İlyâs (a.s.) aralarından ayrıldı. Hepsi perişan oldular. Dünyada da âhirette de ceza ve azâba dûçâr kılındılar. Hulâsa