8/10
·235 syf.··
Beğendi
·
2021 104. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2021 15:29
"Kavimler göçü artıkları, düşünmenin Rönesansına ve aksiyonun ihtilaline varabilmek için, önce ortaçağlarını yaşamalı(ydılar)." (S.108) August Stridenber tam bir çılgın yazar. Sıradışı bir kalem. Yazardan okudugum ilk kitaptı ama kesinlikle baska eserlerini de okumak isterim. "Okültün Zola'sı" olma amacıyla çıktığı edebi yolculuk onun Nobel ödüllülerinde Selma Lagorlef'e karşı kaybetmesiyle sonuçlansa da bıraktığı eserlerin unutulmaz olduğu muhakkak. Açık Deniz Kenarında, genellikle tiyatro eserleri veren yazarın az sayıdaki romanlarindan biri. Kitap, Alex Borg isminde aslında bilimle ugrasan ve kendini multidisipliner geliştirmiş bir insanın, balıkçılık uzmanı olarak gittigi bir köyde yaşadığı olaylar üzerine kurulu. Narsist ana karakterimiz kimseyi beğenmeyince köy halkı tarafından dışlanıyor. Fakat o, onlara doğruyu ogretme sevdasından vazgeçmiyor. Balıkçıları tembel, sabit fikirli, sıradan insanlar olarak görür ve onlara karşı üstünlük taslar. Tabi bu durum onu yalnızlığa sürükleyecek ve kendini kıskançlıkla alevlenmis bir aşkın içinde bulacaktır. Babasının fikir dünyasının etkisinde yetişmiş, zengin Borg dinin insanları sindirdiğini düşünerek onlara bazi aletlerle "mucize" göstererek onları dinden vazgeçirmeye calisir ancak başta kendi nişanlısı olanlara inanınca bu sevdasından da vazgeçer. Mutluluğu bulamayan Borg kendini kayıkla açıldığı denizde, mitolojide Tanrılar tarafından gazaba uğrayan ve yalnız bırakılan Tanrı Herakles'le kendini özdeşleştirmesi de oldukça manidardı. Bekledigimin ötesinde bir kitapti. Herkese keyifli okumalar dilerim.
Açık Deniz KenarındaAugust Strindberg · Everest Yayınları · 2016102 okunma
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2018 33. kitabı
Nelly ( Leonie) Sachs alman asıllı, yahudi, Selma Lagerlöf’ ün önce hayranı sonra arkadaşı, ilk şiirlerini Stefan Zweig yardımıyla yayınlatan, ailesi toplama kamplarında öldürülen, esas ses getiren şiirlerini 2. Paylaşım Savaşı arefesi ve sonrasında yazan, Selma Lagerlöf sayesinde İsveç’ e kaçıp orada sürgünde yaşayan, geç fark edilen, savaş sonrası Almanya’ ya gidip döndükten sonra deliren, Nobel ödüllü yazar. Çeviri şiir okumadığım için ecnebilerden sadece İngilizce ve Almanca yazan şairlerin şiirlerini okudum. Şiirin çevrilemez bir şey olduğunu da söyleyip Amerikayı yeniden keşfedeyim yeri gelmişken. Alman-Almanca yazan (Almanya kafamızdaki ülke tipine uymuyor, bir dönem onlarca milletten halk almanca yazıp çiziyordu.) şair ve yazarların temaları, savaşı en derinden yaşayan millet olarak, savaş zamanı ve sonrası hep savaşın yarattığı travmalardan oluşur. Yine bunlardan yahudi olanların yası dolayısıyla dile getirdiği acılar daha içli, daha derindir. Bütün şiirlerini ve yazarı bu başlıkta değerlendireceğim, çünkü dilimizde hala sınırlı sayıda Sachs çevirisi mevcut. Sachs ilk dönemlerinde eski ahit geleneklerinden yoğun bir şekilde yararlanır, daha sonra yaşanan siyasi süreçle beraber şiirlerinin şekli oluşmaya başlar. Şiirde duyarlık denen klişe bir değerlendirme terimi var ya, benim bu klişeyi anlamama sebep olan ve bana bazı insanlarda böyle ilahi bir yetenek olduğunu düşündürten yazarlardan biridir. Şair ‘Aman bizi yaktılar, havar komşular havar patates olduk, nasıl da ezildik, kimse bizi kurtarmadı’ gibi dilenci yakarışlar yerine çok sakin ama öfkeli, suskun ama çok sesli bir üslupla, kendine has bir dil, bir imgeler sistemi yaratmayı başarır. Hatta yas teması Sachs ın imgeleminde öteki her şeyle bütünleşmiş, zihni tüm olguları bu perspektiften
Şiir
Hala Gece Yarısı Bu YıldızdaNelly Sachs · Can Yayınları · 201247 okunma