Hala Gece Yarısı Bu Yıldızda

8,0/10  (3 Oy) · 
4 okunma  · 
2 beğeni  · 
315 gösterim
Nazi kıskacı kapanırken Almanya'dan İsveç'e kaçan Nelly Sachs, yaşanmış acılardan yola çıkarak bütün insanları sevgi ve barışta birleşmeye çağırmıştı


Daima, çocukların öldüğü yerlerde
taş ve yıldız
ve bir sürü düş
vatansız kalır.

Çocuk yaşta şiir yazmaya başlayan ve ilk şiirlerinde Hıristiyan mistik anlayışından etkilendiği görülen Nelly Sachs, şair olarak ger-çek kimliğini İkinci Dünya Savaşı yıllarından sonra buldu. Gerek Nazi yönetiminin Yahudilere yaşama hakkı tanımadığı yıllardaki Alman-ya'da, gerekse daha sonra ölünceye kadar yaşadığı İsveç'te yazdığı şiirlerde Nelly Sachs, o yılların dehşet dolu yaşantılarını eşsiz bir duyarlıkla yansıttı.
Cevat Çapan

Nelly Sachs'ın şiiri sıkı dokunmuş bir şiirdir, yorumlara kolay kolay teslim olmayacak denli katı ama dupdurudur. Yaşadıkları, gördükleri karşısında dili tutulmuş birisinin binbir güçlükle yeniden yarattığı bir dili işler; bilmecelerin dili, dilin de bilmeceleridir o yüzden. "İmgeler, eğreltilemeler benim yaralarım, ölüm ustam oldu benim. Hayatta kalmak için yazdım," demiştir Nelly Sachs.
Necmi Zekâ
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2012
  • Sayfa Sayısı:
    184
  • ISBN:
    9789750715389
  • Çeviri:
    Melike Öztürk
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Rorschach 
 05 Nis 16:01 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Nelly ( Leonie) Sachs alman asıllı, yahudi, Selma Lagerlöf’ ün önce hayranı sonra arkadaşı, ilk şiirlerini Stefan Zweig yardımıyla yayınlatan, ailesi toplama kamplarında öldürülen, esas ses getiren şiirlerini 2. Paylaşım Savaşı arefesi ve sonrasında yazan, Selma Lagerlöf sayesinde İsveç’ e kaçıp orada sürgünde yaşayan, geç fark edilen, savaş sonrası Almanya’ ya gidip döndükten sonra deliren, Nobel ödüllü yazar.

Çeviri şiir okumadığım için ecnebilerden sadece İngilizce ve Almanca yazan şairlerin şiirlerini okudum. Şiirin çevrilemez bir şey olduğunu da söyleyip Amerikayı yeniden keşfedeyim yeri gelmişken. Alman-Almanca yazan (Almanya kafamızdaki ülke tipine uymuyor, bir dönem onlarca milletten halk almanca yazıp çiziyordu.) şair ve yazarların temaları, savaşı en derinden yaşayan millet olarak, savaş zamanı ve sonrası hep savaşın yarattığı travmalardan oluşur. Yine bunlardan yahudi olanların yası dolayısıyla dile getirdiği acılar daha içli, daha derindir. Bütün şiirlerini ve yazarı bu başlıkta değerlendireceğim, çünkü dilimizde hala sınırlı sayıda Sachs çevirisi mevcut.

Sachs ilk dönemlerinde eski ahit geleneklerinden yoğun bir şekilde yararlanır, daha sonra yaşanan siyasi süreçle beraber şiirlerinin şekli oluşmaya başlar. Şiirde duyarlık denen klişe bir değerlendirme terimi var ya, benim bu klişeyi anlamama sebep olan ve bana bazı insanlarda böyle ilahi bir yetenek olduğunu düşündürten yazarlardan biridir. Şair ‘Aman bizi yaktılar, havar komşular havar patates olduk, nasıl da ezildik, kimse bizi kurtarmadı’ gibi dilenci yakarışlar yerine çok sakin ama öfkeli, suskun ama çok sesli bir üslupla, kendine has bir dil, bir imgeler sistemi yaratmayı başarır. Hatta yas teması Sachs ın imgeleminde öteki her şeyle bütünleşmiş, zihni tüm olguları bu perspektiften değerlendirmiş olmasına rağmen dramın ve öfkenin klasik tabirlerine başvurmadan bunları en yürekten anlatan şiirlere imza atar.
Immer Daima
dort wo Kinder sterben çocukların öldüğü yerde
werden Stein und Stern taş ve yıldız
und so viele Träume ve onlarca düş
heimatlos. vatansızlaşır.

Ayrıca Sachs bir yolunu bulup Almanya' dan kaçtığı(kaçırıldığı) ve dolayısıyla toplama kampında kül olmaktan kurtulduğu için ihanet psikolojisine girer, bunu bazı şiirlerinde anlatır:

Wir Geretteten,
Immer noch hängen die Schlingen für unsere Hälse gedreht
Vor uns in der blauen Luft -
Immer noch füllen sich die Stundenuhren mit unserem tropfenden Blut.

Biz Kurtulanlar
Boynumuz için ilmeklenen urganlar asılı hala
Önümüzdeki mavilikte
Hala akan kanımızla doluyor kum saatleri

Şiir seven, bir trajediyi özgün bir şairin dilinden dinlemek isteyenlerin mutlaka okuması gereken şiirler. S. Ali’ nin de belirttiği gibi, bir felakete sükun ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir. Yazar da bu tarz ezici şiirlerden bir derya gibidir.

İyi okumalar!
(Çeviriler bana ait, tınılı çevrilmemiş olabilirler, affola )