İnsanlar çok defa bir ezel âşinalığı ile karşılaştıkları zaman bu başlangıca takılı kalmış olan endişeleri coşup taşmaya başlar. Bâzen tek söz, tek bakış, tek hatırlayış, bu işi yapabilir. Tıpkı karanlık bir hücreyi ışıklandıran ânî bir şûle gibi... Fakat biz insanlar, herhangi bir tedâînin, herhangi bir hatırlayışın yolundan geçerek, gördüğümüz bu akrabâ hisle râbitamızı devam ettiremeyiz. Sanki o şûle söner, aydınlattığı hücre tekrar kararır ve her şey unutulur."