"Dostlar, tüm bunlar saçmalık."
dedim, "cahil görgüsüzlüğü. Doktorlara
ölülere lanet okur gibi lanet okuyorlar, biz cerrahlar desen zaten en suçlusu biziz. Bir düşünün: Adam yüz kez apandisit ameliyati yapmiş, yüz birinci hastasi masada kalmış. Doktor mu öldürmüş oluyor yani?"
"Kesinlikle onun öldürdüğünü söyleyecekler," diye cevap verdi Doktor Gins.
Doktor Plonskiy kendinden emin bir sekilde, "Ve eger ölen kadınsa kocası elinde sandalyeyle kliniğe gelip size firlatacak," diye onayladı ve hatta gülümsedi, biz de gilümsedik oysa olayın özüne bakınca klinikte sandalye fırlatmanın gülünecek pek bir tarafı yoktu.
“Dayanamıyorum," diye devam ettim, "sahte ve pişmanlık içeren cümlelere dayanamıyorum: 'Ben öldürdüm, ah, ben kestim.' Kimsenin kimseyi kestiği yok, hasta ellerimizde ölüyorsa da talihsiz bir kazadan dolayı ölüyor. Komik aslinda! Öldürmek mesleğimize ters bir kere... Kahretsin! Benim için cinayet, kasti bir niyetle ya da en kötü ihtimalle öldürme arzusuyla birinin hayatına son vermek demektir. Tabanca doğrultmuş bir cerrah, bunu anlarım. Ama öyle bir cerrahla hayatimda hiç karşılaşmadım,karşılaşacağımı da sanmam."