Bir psikolog/öğretmen/akademisyen, ilgi alanlarından hareketle, etki alanını ne kadar genişletebilir ki?
Evet, bu cümleyi ve bilinçli bir şekilde kullanabildiğim kavramları bu kitaptan öğrendim. Kocaman bir röportaj metni olan bu eser, daha önce okuduğum aynı tür metinlerden farklı olarak, öğretici niteliği çok baskın bir metindi. Dili sade; okuması, anlaması ve özümsenmesi yönüyle basit bir yapıya sahip olan bu eserin dikkatimi çeken bazı bölümlerine değinmek istiyorum.
‘‘Bana göre hayatın anlamı ‘keşif’tir. Hayat bir keşif yolculuğudur. Neyi keşfedeceksin? Özünü, kendini.’’ (s.35) Kısmında hayatın anlamına dair bir görüş ortaya atıyor, yazar. Fakat merak ettiğim bir şey daha var: Peki, kendimizi keşfedince neye ulaşacağız? Tüm bu anlam arayışını sona erdiren bir bilgi/ürün olmalı. Keşke sorma imkânımız olsaydı.
‘‘Ülkenin sorunlarını konuşmaya başlamadan önce kendinle, ailenle, işinle ilgili geliştirmen gereken sorumluluk duygusu.’’ (s.66) Sanırım bugün en çok ihtiyacımız olan şeylerden bir tanesi. İnsanın gelişim (fizyolojik) sürecinde dahi belirli bir öncelik vardır. ‘‘Yaşamsal öneme sahip sistemlerin gelişimde önceliği vardır.’’ Buradan yola çıkarak, hayatımızdaki sorunlara özelden genele doğru (tümevarımcı) bir bakışla yaklaşmalıyız. Maalesef ki günümüzde çözmesi gereken onlarca sorunu varken, etki alanının tamamen dışında bulunan sorunlara saatlerce kafa yoran insanlar görüyoruz. Bunun dönüşü olarak da özel sorunlarımıza çözüm getiremiyoruz. Sıralamayı doğru yapmamız gerekiyor.
‘‘Toplum olarak eğitimin niyetinde uzlaşmadan millî eğitim politikası oluşturmamız mümkün değildir.’’ (s.138) İfadesinin devamında niyetin ne olması gerektiğini de Cüceloğlu şöyle ifade ediyor: ‘‘Eğitimin niyeti; kişinin getirdiği merak potansiyelini beslemek, daha karmaşık soruları