İbadet , ne büyük bir ticaret ve saadet ...
Ufka bir bak yiğidim
Istırâbdır yiğidim azığımız, hicrandır Mirasımız mahkûmdur, mahzundur, perişandır. Gene de ye'se düşme yiğidim; imtihandır. Filizlenen her ölüm, mazlumlara nişandır. Ne gönüllerde sevinç, ruhlarda beyaz kaldı. Ufka bir bak, ilerle; inkılâba az kaldı. Ülkemden hatırıma hep sefiller geliyor. Bin yüzlü Ebrehe'ler, kara filler geliyor. Şimdi devran değişti; ebâbiller geliyor. İbrahim bahçesinden taze güller geliyor. Âlemde, duyulacak kutlu bir âvaz kaldı. Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı. Çöküyor sırtımızda yükselen vahşi duvar. Heykeller kırılıyor; dökülüyor mumyalar. Toprağın sinesinde umut var, heyecan var. Okşadığın her kökten fışkırıyor bir bahar. Buzlar çözüldü; kıştan kuru bir ayaz kaldı. Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı. Gözlerin âyet âyet büyüyen bir bebektir. Ellerin sokaklarda uçuşan kelebektir. Sana rehberlik eden ne cindir, ne melektir. O bir İnsan-ı Kâmil, mücella bir dilektir. O'ndan bize ebedî sürecek bir haz kaldı. Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı. Bulanık akan sular durulacak yeniden. Gökyüzüne direkler vurulacak yeniden. Saâdet menziline varılacak yeniden. Çağlar üstü bir nizam kurulacak yeniden. Cehaletin elinde lanetli bir saz kaldı. Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı.
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şartlar ne olursa olsun, eşler arasında güven ve dayanışma varsa, o evlilikte saadet vardır. Kocanın karısına sırt döndüğü bir evlilik iki taraf içinde işkenceden başka bir şey değildir...
ALLAH'IN "SEVİNMESİNİ" NASIL ANLAMALI?
"Azîz ve celîl olan Allah, "Ben, kulumun beni düşündüğü gibiyim; beni andığı (her) yerde, onunlayım (rahmet ve yardımım onunla beraberdir)!" buyurmuştur. Allah’a yemin ederim ki, Allah’ın, kulunun tövbe etmesinden dolayı duyduğu hoşnutluk, herhangi birinizin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden daha büyüktür.” (Nitekim Allah şöyle buyurmuştur): “Bana bir karış yaklaşana ben bir arşın yaklaşırım, bir arşın yaklaşana bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelene ben koşarak giderim.” (Buhârî, Tevhîd 15, 35, 55; Müslim, Tevbe 1, Zikir 2, 19) İnsan, Allah'ı "anlamanın" bir yoludur, ama "sınırlandırmanın" yolu değildir. Yâni, biz, üzerimizdeki sanatına bakarak Cenab-ı Mevlâ'yı anlamaya çalışabiliriz, fakat sınırlarımızı Ona taşıyamayız. "Teşbih" tefekkürün kapısıdır, eyvallah, fakat "tenzih" de tefekkürün yegâne sıhhatidir. Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerini düşünürken teşbih-tenzih arasındaki dengede kalabilmek, tefhim için lâzım geldiğinde dikkatle temsile-teşbihe, lâkin sapıtmamak içinse dâima takdîse-tenzîhe başvurmak elzemdir. (Tıpkı kullukta "havf-reca/korku-ümit" dengesini korumak gerektiği gibi. Fazla korku yeise düşürür. Fazla ümitse ucba...) Hem zâten şu teşbih; esmasını, sıfatlarını, şuunatını, "Ve lillahil meselül a'lâ!/En yüce mesel ve temsiller Allah'a âittir!" (Nahl sûresi, 60) sırrınca bir nebze kavramak içindir. Yoksa münezzeh-mukaddes Hüda'yı insanlaştırmak için, yüz bin hâşâ, değildir. Bediüzzaman Hazretleri de bu hakikatin altını şöyle çizer: **"Evet, bütün kâinatı bir saray, bir ev gibi muntazam idare eden ve yıldızları zerreler gibi hikmetli ve kolay çeviren ve gezdiren ve zerrâtı muntazam memurlar gibi istihdam eden Zât-ı Akdes-i İlâhînin şerîki, nazîri, zıddı, niddi olmadığı gibi, "Ona benzer hiçbir şey
Allah Sevgisi
Hazreti Muhammed aleyhissalâtü vesselâm kimdir?
Mesnevî-i Nuriye Mecmuası Birinci Reşha : Arkadaş Hâlikımızı ta‘rîf eden , pek büyük bir şahsiyet-i ma‘neviyeye mâlik ve bir burhân-ı nâtık dediğimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm kimdir ? diye sorulan suâle cevâben deriz ki : O Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm öyle bir zâttır ki , azamet-i ma‘neviyesinden dolayı , sath-ı arz o Zâtın Mescid-i Aksâ’sıdır . Mekke-i Mükerreme onun mihrâbıdır . Medîne-i Münevvere onun minber-i fazl-ı kemâlidir . Cemâat-i mü’minînin en son ve en âlî imamı ve nev‘-i beşerin hatîb-i şehîridir , saâdet düstûrlarını beyân ediyor . Ve bütün enbiyânın reisidir , onları tezkiye ve tasdîk ediyor . Çünki dîni , bütün dinlerin esâsâtını câmi‘dir . Ve bütün evliyânın başıdır . Şems-i risâletiyle onları terbiye ve tenvîr ediyor . O Zât öyle bir kutub ve öyle bir nokta-i merkeziyedir ki , onun halka-i zikrinde bulunan bütün enbiyâ , ahyâr , ebrâr , sıddîkîn onun gelmesinde müttefiktirler . Ve kelâm-ı nutkuyla nâtıktırlar . Ve öyle bir şecere-i nûrâniyedir ki, damarları ve kökleri enbiyanın esasatı semaviyesidir. Dalları ve budakları evliyanın maarifi ilhamiyesidir. Bu itibarla herhangi bir davayı iddia etmiş ise bütün enbiya mucizelerine istinaden ve bütün evliya kerametlerinin müsteniden ona şahadet etmişlerdir. Evet bütün da'vaların tasdikini işa'ar eden bütün kamillerin hatem ve mühürleri vardır. Sayfa 17 📚 Hayrat Risale-i Nur risale.online/oku/14/17/38295...
Alıntı
Hergün’e 1 dua serisi
“Allah’ım! Beni üzen, kaygılandıran ve beni endişelendiren her korku ve darlıktan Sana sığınırım. Allah’ım! Senden dünya ve ahirette Sarsılmayan, yıkılmayan bir huzur isterim. Allah’ım! Kalbimi sevindirecek bir sürur, her türlü kederimi giderecek nasuh bir tevbe, yolumu aydınlatacak bir muvaffakiyet, hüznümü yok edecek güzel bir saadet ve seni razı edecek güzel, kolay bir amel nasip eyle. Rabbim! Kalbimi onar, sadrımı ferahlat, düşüncemi ihlasla düzelt; lütfunla ve kereminle bana hayalini bile kuramadığım, imkansız sandığım güzel ve bitmeyen bir kalp sevinci ve hoşnutluğu ihsan eyle.” Âmîn 🤲🏻
Alıntı