"İnsan en çok anlaşılmadığında yalnızdır.
Söylediği duyulmadığında değil.
Görülmeyen bir insan bir gölgeye dönüşür.
Gölgenin bir sesi yoktur, bir yeri yoktur.
Anlatmak, yazmak, hikâye etmek...
İşte bütün bunlar insanın bu dünyada bir iz bırakma çabasıdır. O izi kim görür, kim siler, kim üstüne basar anlamak mümkün değildir."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Görünenle yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin. Çirkindir ya tırtıl, gönlünü çekmez. Görünenin ötesine geçmek istersen eğer, aradan örtüyü kaldırıp da gönül gözüyle bakarsan kelebeği bulursun karşında. Güzeldir ya kelebek gönlün ona akar. Lâkin gönül gözünle görürsen eğer kelebeğe değil tırtıla sevdalanırsın.
Arkadan hüzünlü bir şarkı çalıyor. Konuşacak kimsem yok, Begonya. Herkes beni neşeli sanıyor. Kara gün dostu, sığınacak bir liman gibi... ama mutluluğu paylaşacak kimse yok.
Evimiz çok kalabalık. Ama her odada başka bir ışık yanıyor. Her bir kapı, başka bir dünyaya açılıyor.
"Olayları bir başka kişinin gözünden görene dek onu tam olarak anlayamazsın."
"Anlamadım."
"... kendini onun yerine koyana ve onun gibi düşünene dek onu tanıyamazsın."
"İnsan bazen para dışında başka bedeller ödemek zorunda kalıyor," dedi Basil.
"Neymiş o bedeller Basil?"
"Pişmanlık, acı çekmek... ya da aşağılandığının farkında olmak gibi mesela.."