"O zaman Calo, Galdo ve Böcek’e ne diyeceksin? Zincir’e? Ya da Nazca’ya?” Jean onun üzerine eğilip sonraki sözcüklerini neredeyse fısıldadı. “Gönül verdiğim kadına ne diyeceksin? Buraya kadar gelebilmen için ufacık bir şansın olsun diye kendini yakan o kadına?”
Locke’un yüzünde kalan azıcık renk de solup gitti; genç adam dudaklarını oynatmasına rağmen sanki sözcükleri boğazından geçmeye ikna edemiyordu.
“Eğer ben her kahrolasıca gün yataktan kalkıp hayatıma devam edebiliyorsam bunu sen de yapabilirsin demektir, seni orospu çocuğu.” Jean yatağın yanında ayrıldı. “Dışarıda bekleyeceğim. Seçimini yap.”