Üç şey mühimdir…
Hayatın karmaşasında, zamanın ve dünyanın telaşında, insanın yolunu aydınlatacak, ruhunu besleyecek üç şey vardır.
Bunlardan biri niyettir.
Niyet, görünmeyen bir pusula gibidir;
insanın her adımını, her sözünü, her davranışını yönlendirir.
Doğru niyet, en basit eylemi bile ibadete dönüştürür, en zor yolu bile kolaylaştırır.
Niyet, insanı sıradanlıktan çıkarır, yaptığı işi hakikate bağlar, ruhunu yüceltir.
İkinci şey sabırdır.
Hayat, her zaman düzgün ve kolay bir yol sunmaz;
fırtınalar gelir, yollar taşlı ve engebeli olur.
İşte sabır, insanı bu fırtınalarda sarsılmaz kılar, kalbi dingin tutar.
Sabır, sadece beklemek değildir;
zorluklar karşısında direnmek, haksızlığa tahammül etmek ve ümidini yitirmemektir.
Sabırla yürüyen, en karanlık gecelerde bile sabahın ışığını görür.
Üçüncü ve en mühim olan ise Allah’a tevekküldür.
Niyet doğru, sabır sağlam olsa da, insanın nihai güveni O’na bağlıdır.
Çünkü hiçbir güç, hiçbir zenginlik, hiçbir akıl, Allah’ın yardımı olmadan insanı koruyamaz.
Tevekkül, pasif bir bekleyiş değildir;
elinden geleni yapıp, sonucunu Allah’a bırakmaktır.
O’na dayananın yolu aydınlanır, kalbi huzur bulur, ruhu sükûnete kavuşur.
İşte hayatın özünde bu üç şey mühimdir: niyet, sabır ve tevekkül.
Bunlar olmadan yapılan işler eksik kalır;
bunlar olduğunda ise en sıradan eylem bile anlam kazanır, en zor yollar bile kolaylaşır, en karanlık geceler bile aydınlanır.
İnsan sadece üç şeye sıkıca tutunursa, hiçbir güç onu yıkamaz;
ne zaman gelir, ne zorluk olur, ne de haksızlık kalır.