10. sözde üstad dünyayı saç teline benzetiyor. değersiz, zayıf, elimize gelince kurtulmak istediğimiz; düştüğünde, kaybettiğimizde elem dahi hissetmediğimiz hatta yerine göre tiksinti duyabileceğimiz saç teli....
Kanserli hastanın saç kazıtma sahnesi… Hepimizin ağladığı sahne dimi Annem bu sahneyi 3 kez yaşadı… Ve ben bu hayatta 3 kez öldüm Daha kaç kez ölürüm bilmiyorum
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mavi Yaka İncili
Bu şehirde yaşamanın bir imkanı var mıydı sorusuyla uyandı. Gözlerini açmasına rağmen uykunun dağılıp gitmediği, tam tersine vücut bütünlüğünün bekasına ters düşen bir düşten uyanırcasına kendisini bir kuşkunun ortasında buldu. Nefes alış verişini saydı. Sonra saatine bakıp yeniden zamanda süzülen bir yamaç kartalı gibi kaldırımda yürüyen insancıkları dişlemeye, bebekleri kundağından söküp derin vadilerin uç alüvyonlarına bırakmaya ant içti. İnsan hiçbir şey yapmak istemediğinde, ya da bir şeyler yapma hakkı elinden alındığında hayali cinayetler işleyip bundan aklanma senaryosu kurar zihninde. O da öyle yaptı. İneceği durağa karşı bir aşk beslemişti kimi zaman. Çoğu zaman sırf ineceği durağı düşlemek için biniyordu otobüse. Birde insanların onu ineceği durakta görüp 'ne adammış bu be! - -nasıl da hatırlıyor ineceği durağı tarzındaki haklı gurur nidalarına bıyık altından gülümseyerek ve göğüslerini şişirerek 'hehehe, ne sandınız beni' diyip evine gitmeyi de bulunmaz bir nimet belliyordu. Şimdi oldu mu bu. Yani bu düşünceler ne kadar da sefilce. Yalnızca Memlük sarayında bir kölemen bu kadar tik tak ehli olup anadan üryan tepetaklak olabilirdi. O da öyle yaptı. Yaprağa yeşil rengini veren klorofile dua edip ağaçları seyretti biraz hüzünle. Biraz hüzünle yaptığı şeyleri hatırladı. Ne kadar hüzünlendiyse artık unutmayı da bir erdem sayarak ağrıyan yerlerini güneşe çıkardı. Adam hastaydı. Güneşten saklanacak kadar bile korkuyordu dünyadan. İnsanlar tarafından bir hayli hırpalanmıştı. Gözlerini hiç nazar değdirecek kadar eğitmediğinden, dilini hiç budaktan sakınmayacak kadar sivriltmediğinden kıyıda kalmıştı. Göbeği eksen eğikliğinden kaynaklı diyabet iken, torbasında rızık adını verdikleri gayriahlaki savaşın hücum boruları ötüyordu. Kaşlarını eğip topal adımlarla, kambur
Saçlarımı taradım, toparladım ortalığı; Çay demledim senin için, İçimde bir terminal kalabalığı. Metin Altıok
Bende bir denizim..
Bende bir denizim sana, sıcacık. Üşenmezsen gel gir, Gecenin bir yarısı, üç ile dört arası.. Çarşaf gibi serildim, kum gibi ince saç tellerim, Şanslıysak Dolunayın şavkı vurur belki tenimize, Birer kadeh şarap, Bir avuç kiraz ile.. Sarhoş olmak için gözlerine bakmak, Bilincimizi kaybetmek için öpüşmek gerek.. Bende bir denizim, kalbim bir sana sıcak.. Ruhefza1i.. youtu.be/efqS4eQSQ8s?si=...
Şiir
Kağıdına uygun kalem, güzel durur da Öksüzlük yakışır mı bir saç teline boynumda Yazmak için kalemini bu denli sıkarsında Olacağına varan şiirlerde biz olur muyuz hâlâ