yagmur

yagmur
@sacrificed
@sacrificed·
·
sabitlendi
Deniz yok mu deniz, en sıcak havalarda bile insana can verir. Serin, mavi, hoş... Halbuki burada poyraz çıkacak diye ta saat dokuzu beklemeli. Duman, duman... Fırın gibi... Sonra manzaranın kısıtlılığı, tek renkliliği... Düşün Suat! Bir sandalımız olurdu. Sabahları erken yahut akşamları geç vakit sen şemsiyeni kapardın, ben küreklere asılırdım. Mehtap olsun olmasın, oranın geceleri ne güzeldir
Alıntı
Reklam
Umutsuzluğunu asla belli etme! Kinini asla gösterme! Gözlerindeki titrek bir ışıltı bile ele verebilirdi insanı.
Hem bilmek hem bilmemek, özenle insa edilmis yalanlar söylerken aslinda tüm gerçegin bilincinde olmak, birbirini yalanlayan iki düsünceye ayni anda katilmak, çelistiklerini bildigin halde ikisine de inanmak: mantiga karsi mantik kullanmak, ahlaklilik iddiasinda bulunurken bir yandan ahlaki inkâr etmek, demokrasinin olanaksiz olduguna inanirken Partinin demokrasinin koruyucusu olduguna inanmak; unutulmasi gerekenleri unutmak derken gerek duyuldugu anda yeniden bellekten gikarmak arkasindan hemen yeniden unutmak; hepsinden çok da aynı süreci sürecin kendisine uygulamak. Püf noktasi buydu iste; bilinçsizlige bilinçli bir biçimde ikna olmak ve sonra yeniden, az önce gerçeklestirdiginiz hipnoz eyleminin bilincine varmamak. "Esdüsün" sözcügünü anlamak için bile esdüsüme yöntemini kullanmak gerekiyordu.
"Geçmişi yöneten," diyordu parti sloganı, "geleceği yönetir; bugünü yöneten de geçmişi."
Asıl korkutucu olan hepsinin doğru olması ihtimaliydi. Partinin elini geçmişe daldırıp şu veya bu olayın asla gerçekleşmediğini söyleyebilmesi işkenceden de ölümden de korkunç değil miydi?
Reklam