Deniz yok mu deniz, en sıcak havalarda bile insana can verir. Serin, mavi, hoş... Halbuki burada poyraz çıkacak diye ta saat dokuzu beklemeli. Duman, duman... Fırın gibi... Sonra manzaranın kısıtlılığı, tek renkliliği... Düşün Suat! Bir sandalımız olurdu. Sabahları erken yahut akşamları geç vakit sen şemsiyeni kapardın, ben küreklere asılırdım. Mehtap olsun olmasın, oranın geceleri ne güzeldir
Hem bilmek hem bilmemek, özenle insa edilmis yalanlar söylerken aslinda tüm gerçegin bilincinde olmak, birbirini yalanlayan iki düsünceye ayni anda katilmak, çelistiklerini bildigin halde ikisine de inanmak: mantiga karsi mantik kullanmak, ahlaklilik iddiasinda bulunurken bir yandan ahlaki inkâr etmek, demokrasinin olanaksiz olduguna inanirken Partinin demokrasinin koruyucusu olduguna inanmak; unutulmasi gerekenleri unutmak
derken gerek duyuldugu anda yeniden bellekten gikarmak
arkasindan hemen yeniden unutmak; hepsinden çok da aynı süreci sürecin kendisine uygulamak. Püf noktasi buydu iste; bilinçsizlige bilinçli bir biçimde ikna olmak ve sonra yeniden, az önce gerçeklestirdiginiz hipnoz eyleminin bilincine varmamak. "Esdüsün" sözcügünü anlamak için bile esdüsüme yöntemini kullanmak gerekiyordu.
Asıl korkutucu olan hepsinin doğru olması ihtimaliydi. Partinin elini geçmişe daldırıp şu veya bu olayın asla gerçekleşmediğini söyleyebilmesi işkenceden de ölümden de korkunç değil miydi?