Kehkeşân

Kehkeşân
@sadabat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İçsel güdülenme, dışsal güdülenmeden daha evlâdır.
Çocuğun tatilde kendi isteğiyle, kendi seçmesiyle ve kendisini tayin ettiği zamanda okuduğu kitap ve mecmua, okulda not almak için imtihanda sınıfı geçmek için, dışarıdan kendisine yüklenen zaruretle okuduğu ders kitabından daha cazip daha zevkli ve bunun için de elbette daha feyizlidir.
"Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğar."
Münakaşayı sever misiniz? Hiç sevmezseniz bile buna mecbur olduğunuz anlar çoktur; çünkü yanlış düşündüğünüzü söylemekten zevk alanlar az değildir. Muhtelif nezaket dereceleriyle bu hatayı hepimiz yaparız. En diplomatlarımız bile ''haklısınız, fakat...'' diye başlarlar ve muarızlarının haksız olduğunu ispata çalışırlar. Ben bütün hayatımda iki tarafın birinin haksızlığını itiraf etmesiyle biten şiddetli bir münakaşa görmedim. Sebebi şudur sanıyorum. Bütün münakaşalarda, çarpışan yalnız fikirler değil, benliklerdir. Bu iki şey, fikir ve benlik, birbirine o kadar bağlıdır ki, biri değişirse öteki de ortadan kalkacak zannedilir. Akameti ve zararları üstüne çok durulan münakaşanın lüzumu da inkar edilemez. Tırtıllı demir çakmağa sürtülmedikçe ateş nasıl çıkmazsa, zıt fikirler birbirine temas etmedikçe de hakikatin ortaya çıkması mümkün olmaz. Fikirlerin çarpışmasından hakikatin yıldırımı doğacağını söyleyen Namık Kemal haklıdır, fakat benlikleri ayaklandıran gök gürültüleri çıkarmamak şartıyla.
Okuldan kültür beklemek, bakkal dükkanını mutfak zannetmektir.
Okul kültür vermez, onun malzemesini verir. Yarının düşündürücü değil, bugünün öğretici ve ezberletici mekteplerini kast ediyorum. Bilgi ile kültür arasındaki fark anlaşılmadığı için bütün kültür kültür hizmetleri maariften bekleniyor. Bilgi kültürün malzemesidir. Kültür bu malzemenin yeni terkiplerini vücuda getiren zekanın mutfağında pişmiş halidir. Okuldan kültür beklemek, bakkal dükkanını mutfak zannetmektir.
İlmin hedefi para değil hakikattir.
Bir profesör bir arkadaşımıza demiş ki: -Bugün Bir karpuzcu günde kırk lira kazanırken bir profesörün üniversite dışındaki kazancı neden çok görülür. Adını pek iyi tanıdığımız ve şahsını pek iyi tanıdığım bu profesörümüzün arkadaşımıza söyledikleri üzerine duraklamadan geçemeyeceğim. -Felaket, bir profesörün bir karpuzcuyu kıskanmasından başlıyor. Eğer dünyada bütün ilim adamları günde kırk lira kazanan karpuzcularla yarışa çıkmaya kalksalardı ilmin bir karpuz kadar haysiyeti kalmazdı. -İlim bir karpuz gibi bir ticaret malı değildir. Para kazandırmaz, hakikat kazandırır. Arşimet kanununa fiyat tayin edilmiş midir? Mayilerin muvazenesi kanununu kim kime ve kaça satmıştır? İlim araştırmaları insan zekasının en asil ve menfaatsiz tecessüs hamlelerinden doğar. İlmin hedefi para değil hakikattir. Bir profesörümüze bu müteariyi öğretmek zorunda kalmamız ne acı şey!