Puan vermedi·392 syf.··
2026 34. kitabı
Sinan Yağmur’un Aşkın Meali 3 - Hz. Ali ve Fatıma adlı kitabını okurken, sadece bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda sabrı, sadakati ve manevi sevgiyi anlatan çok derin bir eser okuduğumu hissettim. Kitapta Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın birbirlerine olan sevgileri anlatılırken aynı zamanda İslam’ın ilk dönemlerinde yaşanan olaylara da yer veriliyor. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, aşkın sadece duygusal bir bağ olarak değil, inançla ve fedakârlıkla birlikte anlatılması oldu. Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın birbirlerine duydukları sevgi çok sade ama çok güçlü bir şekilde yansıtılmış. Okurken onların yaşadığı zorluklara rağmen sevgilerinden ve inançlarından vazgeçmemeleri beni etkiledi. Sinan Yağmur’un anlatımını akıcı ve duygusal buldum. Bazı bölümlerde sanki olayların içinde yaşıyormuş gibi hissettim. Yazar, tarihî olayları anlatırken sadece bilgi vermekle kalmıyor, aynı zamanda karakterlerin duygularını da hissettirmeyi başarıyor. Bu yüzden kitap bana kuru bir tarih kitabı gibi gelmedi. Kitap boyunca sevgi, sadakat, sabır ve teslimiyet gibi değerler ön plana çıkıyor. Özellikle Hz. Fatıma’nın yaşadığı acılar ve Hz. Ali’nin ona olan bağlılığı beni duygulandırdı. Bazı bölümlerde durup düşündüm ve insanların birbirine gerçekten değer vermesinin ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Sonuç olarak Aşkın Meali 3 - Hz. Ali ve Fatıma, bana gerçek sevginin sadece güzel günlerde değil, zor zamanlarda da yanında kalabilmek olduğunu düşündüren bir kitap oldu. Hem duygusal hem de manevi yönü güçlü olan, okurken insana birçok şey hissettiren bir eser olduğunu düşünüyorum.
Aşkın Meali 3 - Hz. Ali ve FatmaSinan Yağmur · Kapı Yayınları · 20161,709 okunma
Vatan Kokardı
Bütün dünyayı sen sandım. Sen olmadığını öğrenince, seni ne kadar sevdiğimi anladım..." İnsan bazı sevgileri bir insana ait sanıyor.
1000Kitap
İbrahimî Sadâkat, İsmailî Teslîmiyyet
Kurban Bayramı, sadece bir ibadet ya da et telaşı değil; binlerce yıl öncesinden bugüne uzanan muazzam bir teslimiyet ve güven hikayesidir. İbrahim aleyhisselam, ömrünün son demlerinde kavuştuğu, gözünden sakındığı evladı İsmail’i feda etmekle sınandığında aslında kalbini yokluyordu. Allah’ın bir insanın kurban edilmesine ihtiyacı yoktu; asıl mesele, İbrahim’in kalbindeki en yüce tahtta kimin oturduğuydu. İsmail’in "Babacığım, sana ne emrediliyorsa onu yap" diyerek gösterdiği o sarsılmaz teslimiyet ise bıçağı hükümsüz kıldı, gökten bir ödül olarak kurbanlığı indirdi. Kurban, kelime anlamıyla "yakınlaşmak" demektir. Bugün bizim yapmamız gereken de o dönemin ruhunu kuşanıp kendimize sormaktır: Bizim "İsmail’imiz" ne? Kalbimizde Allah sevgisinin önüne koyduğumuz, vazgeçmekte zorlandığımız hangi hırslarımız, korkularımız ya da dünyalık bağlarımız var? İşte kurban keserken aslında o hayvanın değil, içimizdeki kibirin ve bitmek bilmeyen isteklerin bağını kesiyoruz. Bu bayramda sadece sofralarımız değil; kalplerimiz de İbrahimî bir sadakatle ve İsmailî bir teslimiyetle dolsun. Bayramımız mübarek, yakınlığımız daim olsun.
Hayırlı bayramlar
Niyettir kurban,bizler için. İbrahimce bir sadakat ve fedakarlık... İsmailce teslimiyet için... Her bayram niyetleri tazeler, Bir adım daha atarız..
Kurban Bayramı
Kurbanlık Ritüeli ve Bayramları Yaşamak
Bir bıçak bilenmez bu sabah yalnızca; suskunluk ve yutkunma da çeliğe sürtülür biraz. Mahallenin üstüne eğilen gökyüzü,
“BAYRAM O BAYRAM OLA…”
Şahsiyet sahibi insanların çoğaldığı; hakkın, hukukun ve adaletin hayatın her safhasına hâkim olduğu; sevginin, merhametin, kardeşliğin ve îsâr ruhunun gönüllerde kök saldığı bir dünyanın