Rutin bir gündü Morutan için. Aheste aheste kalkmaya çalıştığı yatağından kalkmış, her zaman ki gibi önce odanın ortasında durup biraz etrafa bakındıktan sonra ahesteliğini hiç bozmayan adımlarla pencereye varmıştı. Yavaşça araladı penceresini, dışarısı kuru gözüküyordu. Morutan için değişen bir şey yoktu. O zaten her yıl bu dönemlerde, bu pencereden, bu kuru havayı seyrederdi. Ardından öyle aralık bırakarak pencereyi mutfağa geçti. Mutfakla odası arasında ki holde yürürken Morutan, bu sefer farklı olarak sanki bir şey düşünüyor gibiydi. Aklını kurcalayan bir şey vardı Morutanın. Bir yandan beyninde sürdürdüğü savaşı yorumlamaya çalışırken bir yandan da her zamanki gibi kendine sert, sütsüz bir kahve yapmıştı. Kahve bardağını iki eliyle sıkıştırıp aynı holü geçerek tekrar odasına vardı. Yaptığı kahveye bakmadı bile, masasının üstüne öylece bıraktı ve yatağına geçti. Aradan biraz zaman geçtikten sonra Morutan bir şeylerin farkına varmıştı. O bugün hiç kahve içmek istemiyordu ki, hatta o camdan bakmakta onun istekleri arasında yoktu. "Peki" dedi Morutan kendi kendine "Öyleyse ben neden bunları ve daha nicelerini her gün tekrar tekrar gerçekleştiriyorum ki ?" İşte raylar orada yavaş yavaş oturmaya başlamıştı. Morutan genel olarak hayatından pek memnun olan bir çocuk değildi, aslında istediği her şeye sahip olabilecek düzeyde biriydi ama sıkışıp kalmıştı belli rutinlere. Fark edemiyordu bunun böyle olduğunu. Her gün aynı şekilde kalkıyor, aynı camdan bakıyor, aynı kahveyi yapıyordu. Bunları istemese bile rutine ayak uydurma iç güdüsüyle hareket ediyordu. Aşamıyordu kendi ördüğü duvarları. Oysa bugün hiç camdan bakmayabilir, bir kahve yerine sıcak bir çay içmeyi tercih edebilirdi en basitinden. Saçını diğer tarafa doğru tarar, parfümü değiştirir ve bu ufak farklılıklarla