Puan vermedi·368 syf.··
2026 4096. kitabı
Bu kitap, alıştığımız tarih anlatılarının dışına çıkan, okuru sorgulamaya zorlayan ve zaman zaman da rahatsız eden bir çalışma oldu benim için. Erdoğan Aydın, Anadolu'nun ve Türklerin İslamlaşma sürecini resmi tarih söyleminin ötesine geçerek ele alıyor. Yazarın amacı kimsenin inancını sorgulamak ya da küçümsemek değil; tarihsel süreçte yaşananları farklı kaynaklar ışığında incelemek ve okuru düşünmeye davet etmek. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, birçok konuda bugüne kadar doğru bildiğim bazı bilgilerin farklı yönlerinin de olabileceğini görmek oldu. Elbette yazarın ortaya koyduğu her görüşe katılmak zorunda değilsiniz. Hatta bazı bölümlerde itiraz edeceğiniz, araştırma ihtiyacı hissedeceğiniz noktalar da olabilir. Ancak zaten kitabın en önemli yanı da bu; okuru pasif bir şekilde bilgi almaya değil, sorgulamaya ve araştırmaya yönlendirmesi. Yazar, İslam'ın Türkler arasında yayılış sürecini siyasi, sosyal ve kültürel boyutlarıyla inceliyor. Fetihler, devlet politikaları, ekonomik nedenler ve toplumsal dönüşümler üzerinden ilerleyen anlatım, olaylara tek bir pencereden bakmıyor. Bu yüzden kitap zaman zaman akademik bir çalışma hissi verse de dili genel okuyucunun takip edebileceği kadar akıcı. Okurken bazı bölümlerde şaşırdım, bazı bölümlerde ise tarihin ne kadar karmaşık olduğunu bir kez daha fark ettim. Özellikle tarih boyunca anlatılan olayların, dönemin siyasi koşullarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini görmek oldukça düşündürücüydü. Kitap, kesin hükümler vermekten çok farklı sorular ortaya atıyor ve cevapları bulma görevini de okuyucuya bırakıyor. Şunu söyleyebilirim ki, eğer tarihe ilgi duyuyorsanız ve farklı görüşleri okumaktan çekinmiyorsanız bu kitap size çok şey katabilir. Ancak kendi düşüncelerinin dışında hiçbir fikre tahammül edemeyenler için
Nasıl Müslüman OldukErdoğan Aydın · Literatür Yayıncılık · 2021412 okunma
"Gezgin" Eleştirisi
6/10
·61 syf.··
2026 1. kitabı
Kitap tam bir kıssadan hisse kitabı, kısa öyküler, kısmen durum hikayeleri tadında bitirişler, gayet çerezlik bir kitap fakat değinmeliyim ki anlatılan hikayelerde kadın her zaman "aşk tanımaz","duygu bilmez" olarak tanımlanmış bu yük sadece tek cinsiyete verilmiş bir tık rahatsız edici taraf bu. Onun harcinde kitap tema olarak kral, kadın ve erkeğin aşk yaklaşımı ve kişileştirme ders çıkarma üzerine kurulu. Küçük küçük pastoral değerleri sezebilirsiniz fakat şu his hep içinizde olcak "biraz toplumsal normlar ve yargılar hamurunda yoğrulmuş" bir yapıda... Gezgin
Düşünce
GezginHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·256 syf.··
2026 45. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 03:40
Malma İstasyonu Kitap, ilk bakışta çok tanıdık bir imgeyle açılıyor: Bir tren ve enfes bir yaz manzarasında yol alan yolcular. Ancak Schulman’ın treni, sadece mekânsal bir yolculuk vadetmiyor; o vagonlar aslında zamanın, anıların ve en önemlisi de miras bırakılan travmaların içinde hareket ediyor. Harriet, Oskar ve Yana... Bu üç karakterin yolları Malma İstasyonu’na doğru ilerlerken, okur olarak biz de doğrusal olmayan, adeta bir yapbozun parçalarını andıran bir kurgunun içine çekiliyoruz. Yazar, zaman çizgileriyle öyle ustaca oynuyor ki, bir karakterin yetişkinliğindeki o anlamsız öfkesinin ya da kontrol tutkusunun köklerini, birkaç sayfa sonra başka bir zaman diliminde, küçük bir çocuğun kalbinin kırıldığı o kırılma anında buluyoruz. Romanın en can yakıcı ve bence üzerine en çok düşünülmesi gereken teması: Kuşaklararası travma mirası. Schulman, anne ve babaların kendi hayatlarında çözemedikleri, sırtlarında taşımaktan yoruldukları o psikolojik bagajları nasıl haksız bir şekilde çocuklarının omuzlarına bıraktığını anlatıyor. Kitaptaki şu cümle aslında tüm metnin özeti gibi: "Gelecek çoktan belirlenmiştir, ona etki edebilmek mümkün değildir. Fakat geçmiş değişkendir, her zaman hareket halindedir." Gerçekten de karakterlerin zihninde geçmiş hiç durmuyor; sürekli yeniden üretiliyor, bugünü zehirliyor ve geleceği ipotek altına alıyor. Özellikle küçük Harriet’ın o "istenmeyen çocuk" olma hissiyle baş etmeye çalışırken babasını memnun etmek için çırpınışı, onun gözünden dünyayı okumak, insanı kelimenin tam anlamıyla bir kalp sıkışıklığıyla baş başa bırakıyor. Schulman’ın tarzını seviyorum çünkü dili gereksiz bir dramla süslemiyor. Oldukça yalın, yer yer mesafeli ama tuhaf bir şekilde çok şiirsel ve vurucu bir anlatımı var. Karakterlerin iç dünyasını, o sığamama ve aidiyetsizlik
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,4bin okunma
Onu çok seveceksiniz!
Puan vermedi·368 syf.··
2026 2. kitabı
Bir Erzurumlu olarak Kazım Karabekir'i doğduğumdan beri duyuyorum. Erzurum açısından etkisinin büyük olduğunu biliyordum ama hakkında okumayı hiç düşünmemiştim. Okuduğumda anladım; sadece Erzurum açısından değil Osmanlı devletinin son dönemi açısından ve ittihat terakki partisi açısından da çok büyük etkilerinin olduğunu. Okumaya fırsat bulduğum bu kitabı sayesinde ne kadar büyük bir ruha sahip olduğunu ve ne kadar yetenekli biri olduğunu öğrenmiş oldum. Bu kitabı okuyunca Kazım Karabekir'i kendi ağzından dinlemiş gibi olacağınız için çok etkileneceksiniz. Ayrıca Kazım Karabekir'i çok seveceksiniz. Osmanlının son döneminde yetişmiş ve yeni Türk devletini kuran kadrolarının ne kadar kendini yetiştirmiş insanlar olduğunu, ne rezil hallere maruz kaldıklarını fakat bu haller için nasıl çözümler ürettiklerini göreceksiniz. Kazım Karabekir için söylenebilecek o kadar övgü dolu söz var ki hangisini söylesem bilemiyorum. Kesinlikle okuyun ve muhteşem karakterli bir milli kahramanın hayatını ilk ağızdan öğrenin.
HayatımKazım Karabekir · Kronik Kitap · 2019956 okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2026 112. kitabı
Bugün sizlere keyifli bir çocuk kitabı ile geldim. @yazarezgiyar ’ın yazdığı “Uçan Arkadaşım Sin”. Çocuk edebiyatında her yaşa hitap edebilen, okurken yetişkinlerin de kendi çocukluk kırgınlıklarıyla yüzleşmesini sağlayan naif eserlerin yeri her zaman çok ayrıdır. Eğitimci Ezgi Yar’ın kalemiyle hayat bulan Uçan Arkadaşım Sin, tam olarak bu şefkatli atmosferi taşıyan, ilk sayfasından sonuna kadar kalbe dokunan bir büyüme ve iyileşme hikâyesi sunuyor. Kitabın merkezinde; sessiz, kendi halinde, zeki ama arkadaş edinmekte zorlanan sarı saçlı bir çocuk olan Kartal yer alıyor. Günümüz dünyasında pek çok çocuğun ve ebeveynin en hassas sancılarından biri olan yalnızlık, akran zorbalığı ve dışlanma hissi, Kartal’ın dünyasında sesini duyuramama problemiyle somut bir ağırlığa dönüşüyor. Okulda ve evde adeta görünmez hissettiği, kırılgan dünyasında kabuğuna çekildiği o anlarda, hayatına küçücük ve sıra dışı bir dost dahil oluyor: bir sinek olan Sin. Bu sevimli sinek sadece konuşmakla kalmıyor; şakalar yapıyor, hatta muzipçe öğretmenlik bile taslıyor. Hikâye ilerledikçe anlıyoruz ki Sin, aslında Kartal’ın yalnızlığının doğurduğu muazzam bir mucize, onun kendi iç dünyasındaki o saklı “cesaret sesi” ve özgüven yansıması. Kartal’ın hayvanlarla kurduğu o güçlü ama çevresince garipsenen bağ, Sin sayesinde gerçek dünyada bir köprüye dönüşüyor. Kartal, yavaş yavaş kabuğunu kırmaya başlıyor. Onun Özge ile kurduğu o sıcacık gerçek dostluk sayfaları ise hikâyeye çok güzel bir olgunluk katıyor. Yazar, hayali bir arkadaşlığın verdiği güçle gerçek dünyadaki dostluklara nasıl adım atılabileceğini harika özetlemiş. Eserin en kıymetli yanlarından biri; akran zorbalığı, dışlanmışlık ve anlaşılmama gibi ağır temaları çocukların kalbini acıtmadan, önyargılardan uzak ve son derece etkileyici bir dille
Uçan Arkadaşım SinEzgi Yar · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202613 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 111. kitabı
Bugün sizlere oldukça farklı bir kitap ile geldim. @bilinc_6_kitap ’ün kaleme aldığı “Bilinç-G” adlı eseri, alışılagelmiş kalıpların dışına taşan, okurun ruhuna dokunan çok katmanlı bir rüya anlatısı. Sayfaları araladığınızda, yazarın kendi düşlerinden ve yaşanmışlıklarından yola çıkarak kurguladığı 173 farklı durak karşılıyor sizi. Her bir rüya, insan psikolojisinin gizemli labirentlerine, çocukluk anılarına ve içsel sorgulamalara açılan samimi birer kapı niteliğinde. Yazarın kalemi o kadar içten ve doğal ki, okurken kendinizi bir dostun karşısında oturmuş, onun en mahrem zihin kıvrımlarını ve kalpten dökülen kırılgan cümlelerini dinliyormuş gibi hissediyorsunuz. Bu durum, okuyucu ile metin arasındaki mesafeyi tamamen ortadan kaldırarak daha ilk sayfalardan itibaren güçlü bir aidiyet duygusu oluşturuyor. Eser, tebessüm ile hüznü, şiirsel mısralar ile derin sancıları aynı potada eritmeyi başarıyor. Bazen bir bulutun üzerinde gezinir gibi hafifleten, bazen de sakin bir denizin kıyısında derin düşüncelere sevk eden akıcı ve sürükleyici bir temposu var. Bu dengeli ritim, okuru sadece bir gözlemci kılmıyor; aynı zamanda onu kendi geçmişiyle, kayıplarıyla ve gerçekleştiremediği hayalleriyle de yüzleşmeye teşvik ediyor. Okuyucuyu hızla içine çeken bu huzurlu anlatım, kitabı bir çırpıda bitirmeyi sağlarken arkasında uzun süre zihni meşgul edecek felsefi izler bırakıyor. Kendi anılarını sonsuzluğa taşımak isteyen yazar, bilincin gizli pencerelerinden bakarak okurla arasında kopmayacak, güçlü ve eşsiz bir bağ kuruyor. İyilikle ve kitapla kalın.
Bilinç - GCansu Yörük · İkinci Adam Yayınları · 20245 okunma