yeniden izleme perileri geldi
"İyi bir hayat yaşamak için her şeye katlanmam gerektiğini düşünüyordum, ama belki de sadece bırakmam gerekiyordu." - summer strike
Dizi
'Duyguları Küçültenlere....'
Narsistler çoğu zaman birini küçültmeden kendilerini büyük hissedemezler...Gülseniz ışığınızı söndürmeye çalışırlar, Üzülseniz acınızı hafife alırlar. Ya da yalanlarlar! Onlar için tek gerçek, kendi duygularıdır. Sizin hisleriniz hiçbir zaman onlar için değerli değildir.! Onlara ya abartıdır ya da yok sayılması gereken bir detay… Sevinciniz bile onları rahatsız eder, Çünkü siz parladıkça, onların gölgesi daha görünür olur. Ve en acısı şu ki; Sizi anlamaya değil, Sizi kendi eksik yanlarına benzetmeye çalışırlar. Bu yüzden yanınızda değilken daha çok kendiniz olduğunuzu fark edersiniz… Çünkü bu insanlar, varlıklarıyla bile insanın içini daraltır. Onlar sadece hayatınızda olmadığında sizler sağlıklı bir birey olabilirsiniz... SARYA
Alıntı
Reklam
Deneme yazıyorken akla gelen güzel bir konu sizlerle:)
​Aile; bakmakla yükümlü olduğu hane halkı anlamına gelir. Peki bakmak sadece yiyip içmekten ya da ihtiyacını karşılamaktan mı ibarettir? Ya da ihtiyaçlar, bir aile olmanın getirdiği sorumluluklar mıdır? Biz aile oluyoruz ama ailenin içinde olamıyoruz. Şimdi diyeceksiniz ki: "Aile oluyorsak nasıl içinde değiliz ki?" Aile olmak demek emek demek, fedakarlık demek... İçinde olmak için de bu duyguları hissetmemiz ve hissettirmemiz gerek... ​Şöyle düşünelim: Bir beyaz kağıda ip baskısı yapıyoruz. Sen o ipi hangi renge boyarsan kağıda o renk çıkar ve şekli için uğraştığın kadar bir görsel kendini gösterir. Aile de bunun gibidir. Rengini ve şeklini boyalardan alan resim, ailesinin terbiyesini de karakterini de yine kendi kumaşından alır. Atalarımız şöyle demiş, çok da güzel demiş: "Armut dalının dibine düşer." Eee, portakal dibine düşecek değil ya... İşte aile de böyledir, o yüzden yetiştirmek bir o kadar önem arz eder. ​Haydi gelelim yetiştirmeye... Yahu ağaca su verirsen o da yetişir... Yetiştirmek öyle "su vereyim de bırakayım" demek değildir... Hepimize düşen görevler, sorumluluklar vardır. Bazen hatta görünmez pelerinleri giymemiz gerekebilir. Çünkü aile demek fedakarlık demektir. Yetiştirmek; "güzel okullarda okutayım, iyi yerlerde çalıştırayım" demek de değildir... O da gereklidir ama toplumumuz o kadar yobazlaşmış ki çocuk yetiştirmeyi sadece okutmaktan ya da iyi üniversitelere, iyi mesleklere yönlendirmekten ibaret sayıyor... Yapamayınca da olmayınca da "Sen de çok beceriksizsin" tabiri takılıyor... Ne kötü bir kelime! Her çocuğun bir becerisi vardır. ​Peki sen hiç çocuğunun hayallerini sordun mu? Ya da hayallerine ortak oldun mu? Ben söyleyeyim: Hayır. Sen sadece çevreden gelen sözlere kulak kabartttın. Ve başarısıyla övünen, başarısızlığıyla kendini kaybeden bir
Bunu yaşayan bilir..
Şaşkınlığımı gizleyecek bir yer Bulamadım şiirden başka. Rabbim ne der? Camiden eve dönerken ki ferahlık Sadece müminlerin bildiği; Şiir böyle bir şey mi? İbrahim Tenekeci
Alıntı
Yanlış karar mı, Yanlış insan mı?
Mesele sevdanın kendisi değil, körlüğüdür; insan yanlış bir kararla her şeyini kaybedebilir ama yanlış bir insanda sadece kendini kaybeder
Edebiyat
Şükür Defteri Oluşturmaya Ne Dersiniz?
​Geçenlerde harika bir bilimsel çalışmaya denk geldim: Yirmi insanı 21 günlük bir kampa alıyorlar ve her gün şükran duydukları 5 şeyi defterlerine yazmalarını istiyorlar. Süreç bittiğinde o insanların hayata çok daha olumlu baktıkları, hatta kan basınçlarının ve kalp ritimlerinin bile düzeldiği görülüyor. Bilim bize açıkça söylüyor: Şükretmek kalbe şifadır. ​Aslında bilimin bugün keşfettiği bu mucizeyi, bizler inancımızın ve hayatımızın merkezine taşıyabiliriz. Zaten Rabbimiz Sebe Suresi 13. ayette şöyle buyuruyor: “Ey Dâvûd ailesi! Şükür için çalışın. Kullarımdan hakkıyla şükredenler pek azdır.” ​Şükretmek sadece dilde kalan bir kelime değil; bir farkındalık, ruhun bir çabası. Biz de başucumuza küçük bir defter koysak ve her günün şifasını oraya not etsek ne güzel olurdu değil mi? Böylece hem Rabbimizin o "pek az olan" şükredici kullarından olabilmek için samimi bir adım atar hem de kendi ruhumuza ve bedenimize en güzel iyiliği yapmış oluruz. ​Çünkü kalpten taşan bir şükür, hem en güzel kulluk hem de insanın kendine verebileceği en zarif hediyedir.
1000Kitap
Reklam
Reklam