Bazen insanın canı hiçbir şey yapmak istemez. Mesajlara bakmak istemez, konuşmak istemez, anlatmak istemez... Sadece biraz sessizlik ister. Çünkü bazı yorgunluklar uykuyla geçmez. İnsan bazen bedeninden çok kalbiyle yorulur. Herkese iyi görünmeye çalışırken kendi içinde dağıldığını fark etmez bile. Ama sonra bir gün, hiç beklemediği bir anda, sevdiği bir şarkıda, güzel bir manzarada ya da samimi bir cümlede kendini yeniden bulur. Hayat hep büyük mutluluklardan oluşmaz. Bazen devam edebilmek bile başlı başına bir başarıdır. 🍂🤍
Durup bir köşede nefes almak istiyorum sadece..
Duygu ve Düşünce

Garip Biri..

@Bibliobibuli_
·
Yorulmaktan da yoruldum..
Öylesine
Reklam
1990'lardaki Genel Durum: OHAL Valiliği’nin Kasım 1997 tarihli raporuna dayandırılan verilere göre, sadece 1994 yılında Tunceli(Dersim)'de 183 köy, 823 mezra ve 8 bin 439 hane boşaltılmış; 41 bin 939 kişi yerinden edilmiştir. Ekonomik Kayıplar: Zorunlu göç esnasında köylülerin hayvanlarını ve varlıklarını yok pahasına (fırsatçılar nedeniyle değerinin çok altında) satmak zorunda kaldığı belirtilmektedir. Geri Dönüşlerin Başlaması: 2004 yılından itibaren köye geri dönüşler başlamıştır. 1. Hukuki ve İdari Kurumsallaşma: Sistemleştirilen Pratikler Asimilasyon politikaları, yalnızca kültürel bir etki-tepki meselesi olarak kalmamış; bizzat yasal mevzuatlar ve devlet raporlarıyla kurumsal bir çerçeveye oturtulmuştur. Şark Islahat Planı (1925): Bölgenin idari, hukuki ve kültürel yapısını yeniden şekillendiren, Kürtçenin kamusal alanda kullanımını yasaklayan ve nüfus hareketlerini düzenleyen ilk en kapsamlı kurumsal belgedir. Umumi Müfettişlikler: Bölgeyi merkeze bağlayan ve olağanüstü yetkilerle donatılmış bu idari yapı, hukukun genel ilkelerinin askıya alındığı bir istisna rejimi yaratmıştır. Dil ve Kimlik Yasakları: İsim değiştirmelerden (coğrafi yer adları ve şahıs isimleri) anadilde eğitimin ve yayıncılığın uzun yıllar bütünüyle suç sayılmasına kadar uzanan süreç, kimliğin kamusal alandan tamamen tasfiyesini hedeflemiştir. 2. Gayrimeşru Yöntemler ve İstisna Hukuku Meselenin "meşru ve gayrimeşru yolların tümü" boyutunu, özellikle 1980 darbesi sonrası ve 1990'lı yılların pratikleri açıkça ortaya koymaktadır. Devlet, kendi koyduğu yasal sınırların da dışına çıkarak yapısal şiddeti bir yönetim biçimi haline getirmiştir. Gözaltında Kayıplar ve Faili Meçhuller: JİTEM gibi yasal statüsü bulunmayan kurumsal yapıların bölgedeki faaliyetleri, binlerce insanın akıbetinin
1000Kitap
Çok Satanlar ve Popülerlik Tuzağı
Bir kitapçıya adım attığınızda raflarda hep aynı isimlerle karşılaşmak, aynı yayınevlerinin logosunu görmek artık sizi de bunaltmıyor mu? Herkes aynı popüler yazarları okuyor, aynı çeviri kitapları eline alıyor, aynı edebiyat tartışmalarını dönüp dolaştırıyor. Peki ya keşfedilmeyi bekleyen onlarca yeni yazar? Büyük emek veren küçük yayınevleri? Neden herkes aynı güvenli limana sığınıyor? Belki de "çok satanlar" listeleri, sosyal medyadaki kitap furyaları veya "herkes bunu okuyor" baskısı yüzünden... Oysa edebiyat, sınırları zorlamak, farklı sesleri duymak, keşfedilmemiş dünyalara yelken açmaktır. Yeni bir yazarın satırlarında kendinizi bulmak, küçük bir yayınevinin özenli çevirisiyle ya da güzel bir polisiyenin kurgusuyla bambaşka bir dilin ritmine kapılmak paha biçilemez değil mi? Popüler olan elbette kalitelidir demiyorum, ama kalite sadece belirli isimlerde ve yayınevlerinde mi toplanmış? Kitap okumanın amacı, ufkunu genişletmek değil midir? O halde neden hep aynı yollarda yürüyoruz? Yeni kalemlere, farklı yayıncılara şans vermek, edebiyatın canlılığını korumanın bir yoludur. Belki de sıradaki gözde yazarınız, henüz keşfetmediğiniz bir yayınevinin raflarında sizi bekliyordur. Bir dahaki sefere kitap alırken, "çok satan" etiketine değil, "henüz okumadım" cüretine güvenin. (Küçük bir bilgi; "çok satan", "yeni çıkanlar" gibi raflar ücret karşılığı yayınevlerine satılıyor.) Edebiyat, tekdüzelikten beslenmez; çeşitlilikle büyür.
1000Kitap
Bir Kez Verilen Hayat
"Bir yere kadar gelip oradan öteye gidemeyeceğini düşündüğünde yaşamanın sana sadece bir kez bahşedilen bir seyahat olduğunu düşünüp yoluna devam et."
Alıntı
çektiğin acı geçmiyor, sadece bir parçan oluyor. onunla yaşama devam ediyorsun. sofralara onunla oturup kalabalık caddelerde onunla yürüyorsun.
Reklam
Reklam