Ama tarihin özgürleştirici bir gücü de vardır. Geçmişini bilen bir topluluk, o geçmişin nesnesi olmaktan çıkar; öznesi olma kapasitesi kazanır. Türklerin İslam'a geçişinin zorla gerçekleştiğini bilmek, bu olayı geçersiz kılmaz ama onu olduğu gibi tanımak, bu tarihle özgür bir ilişki kurmanın koşulunu yaratır: Ne suçluluk ne inkar; sadece dürüst bir yüzleşme.
Adaletin terazisi, yalnızca mahkeme salonlarında değil, hayatın ta kendisinde kurulur. Her insan, yaşadıklarını kendi terazisinde taşır. Bazen bir tebessüm iyi gelir, bazen bir kayıp her şeyi sarsar. Ama esas olan dengeyi aramaktır. İçimizde, dışımızda ve yaşadığımız hayatta…
Bu yüzden adalet; sadece hüküm değil, aynı zamanda yaşamla barışma sanatıdır.
Sayfa 10 - Kitapyurdu Doğrudan Yayımcılık·Kitabı okuyor