İnsan geçmişin büyük ve giderek daha da büyüyen yüküne direnir: bu yük onu ezer ya da belini büker, bu yük görünmez ve karanlık bir ağırlık olarak insanın yürüyüşünü zorlaştırır.
Önünden otlayarak geçen sürüye iyice bak: bilmez dününü bugününü, oraya buraya sıçrar durur, habire otlar, dinlenir sonra, geviş getirir, sonra yine hoplayıp zıplamaya başlar, uzun süremez bağlılığı neşesine de neşesizliğine de, yani yalnızca birkaç saniye; bu yüzden efkârlı ya da bıkkın da değildir bir an bile. Bunu görmek çok dokunur insana, çünkü bu hayvanların karşısında övünür insan insanlığıyla, ama yine de onların mutluluğunu seyreder kıskançlıkla.
Bu sesten bıktım
Bize verilen kaderden bıktım
Bana almamı söyledikleri ilaçlardan bıktım
İsyan etmek için aldığımız ilaçlardan bıktım
Servetteki yolsuzluktan bıktım
Yolsuzluğun kendisinden bıktım
Renk ve dindeki ayrılıktan bıktım
Ben asosyal değilim, saçmalığa karşıyım
| While She Sleeps - Anti-social