"Biliyorum," dedi Kino. "Peder anlatmıştı. İyi bir fikirmiş ama dine aykırıymış. Peder iyice üstüne basmıştı. İncinin yitip gidişi, kendi değerlerinin kıymetini bilmeyenlere verilen bir cezaymış. Peder ayrıca her erkeğin ve her kadının Evrenin kalesinin bir bölümünü korumak amacıyla Tanrı tarafından yeryüzüne gönderilmiş bir askere benzediğini belirtmişti. Kimileri siperlerdeymiş, kimileri surların karanlıklarına gömülüymüş ama her birinin nöbet yerinden ayrılmaması, oraya buraya koşuşturmaması gerekirmiş, yoksa Cehennem'den gelen saldırılara karşı kale savunmasız kalabilirmiş."
"Ben de o vaazı duydum," dedi Juan Tomas. "Her yıl yineler."
Konuşma yöredeki bir hikaye dile getirildikten sonra oluyor; hikaye şöyle: bir adam inci buluyor ve satmak istiyor fakat fiyatı yeterli bulmadığı için şehirde satmak istiyor ve inciyi bir adamla gönderiyor ve adamdan haber alınamıyor sonra o adama ulaşmak·Kitabı okudu
Kino, içindeki öfkeyle kinin eridiğini, yerini korkuya bıraktığını duydu. Kendisi kesinlikle bilmiyordu ama bu doktor belki de biliyordu işin aslını. Ve kendi kesin bilgisizliğini bu adamın belki de işe yarayacak bilgisiyle aynı kefeye koymayı göze alamazdı. Halkının her zaman düştüğü tuzağa o da düşmüştü, demin kendi ağzıyla söylediği gibi kitapta yazılı oldukları söylenenlerin kitaplarda gerçekten olup olmadığını anlayana kadar da düşeceklerdi bu tür tuzaklara. Böyle bir kumarı göze alamazdı Coyotito'nun yaşamını, sağlığını ortaya süremezdi. Yana çekildi, saz kulübeye giren doktorla uşağa yol verdi.
Kitapta Nazım Hikmet'in defterlerindeki karalamalar, şiirler, alınan ve gönderilen mektuplar, kullanılan ve giyilen şeyler gibi çeşit çeşit bilgiler var fakat Nazım ve Vera ilişkisine yoğunlaşıyor. Bana yeterli gelmedi çünkü az bilgi vardı, Nazım'ın yazısı pek okunamıyor o yüzden bir köşeye düzyazıyla yazılabilirdi ve çoğu Rusça mektup çevrilmemişti. Çok kısa sürede bitirebilirsiniz.