Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir
gibi taşıyanlar
Bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşıyanlar!
İşte:
Şu güneşten
düşen
ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!
Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!
Akın var
güneşe akın
Güneşi zaaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!
Ne mükemmel şey, yeryüzünde kocaman bir toprak var. Sana orda: "Hangi dindensin? Hangi millettensin? Hangi uyrukluktansın?" diye sormuyorlar. Ne güzel iş. Dilini bilmediğin, geleneklerini, göreneklerini bilmediğin bir yere düşüp de orada kendini yaban duymamak.