Halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti?
Demedim dilimin ucuna gelen her ne ise.
Vay ki gençtim,
Ölümle paslanmış buldum sesimi.
İsmet Özel, Münacaat
Bu kaçıncı gecedir kendi kendime onunla konuşuyorum. Geçmiş acılı günlerin tartışmasını yapıyorum. Anlatıyor ve bütün yanlış anlaşılmaları, haksızlıkları düzeltiyorum. Onları yeni baştan yaşanacak bir zamanın önüne getiriyorum. Konuşuyorum onunla. Boş zamanlarımda da değil. Günlük çalışmalar sırasında ama gören olmuyor bu yaptığımı. Dış görünüşüm ele vermiyor beni. Kısa ya da uzun yürüyüşlerde oluyor nedense daha çok. Bir dalgınlığa koyulma gibi başlıyor. Arkadaşlarımı bilmiyorum ama yürüyüşler çok verimli benim için. Hem dışarda görünüyorsun hem içeriye kaybolabiliyorsun.
Hiç sevmedi beni değil mi? İşte ne kadar acı ki insanın kalbini açıp sevgi yerleştirilmiyor. Eğer yapabilseydim bunu, yerleştirebilseydim kalbine sevgiyi, benim sevgimi bölüşsek ikimize de kalplerimizden taşacak kadar yeterdi. Doludizgin koşan bı sevgi şimdi nerede? İçimde çürüttüm gitti beni çürümeyim diye. İnsansın işte nasibinde olmayana gücün de sevgin de yetmiyor...
"Yüreğim bir hain," dedi delikanlı Simyacı'ya, atlarını biraz dinlendirmek için durduklarında. "Devam etmemi istemiyor."
"Ne âlâ," diye yanıtladı Simyacı. "Bu da yüreğinin diri olduğunu gösteriyor. Şimdiye kadar elde etmeyi başardığın şeyleri bir düşle değiştokuş etmekten korkması kadar doğal ne var."