Tren garına vardığımda kar yeniden başlamıştı. Beyaz topaklar saçlarımı boyadıkça, beynimde dönüp duran kuduz kelebek de bu durumdan ilham alarak tüm tozlarını döküyordu. Elimde pastel turuncu, dikişleri patlamak üzere olan valizimde, başka, uzak bir şehirde yeniden diriltmek umuduyla taşıdığım ölüler vardı. Belki de on parçaya ayrılmış kendimi taşıyordum.
Nefes kesen bir eserdi. Romanı okurken o sokaklarda yürüdüm, o korkunç olaylara şahit oldum. Yazar kadın psikolojisini çok iyi özümsemiş. Okurken hem renkleri incelerken, hem de diğer gizemleri çözerken çok şaşırdım.
Hayatım boyunca okuduğum en iyi romanlardan biri. Müthiş bir akılcılık, sıra dışı bir olay örgüsü, sıcacık ve tatlı bir dil var. Ayrıca okurken çok şey öğretiyor.