Öncelikle belirtmek isterim ki, Kazuo Ishiguro’ nun okuduğum bu ikinci romanı. Daha önce Günden Kalanlar’ ı okumuştum ve roman çok hoşuma gitmişti. Yazarın bu (Beni Asla Bırakma) romanını da bu yüzden hevesle aldım ve okumaya başladım. Ancak ne yalan söyleyeyim beklentilerimi tam olarak karşılamadı ama kötüydü de diyemem. Bence okunması gereken bir eser. Yazarın üslubu hoşuma gidiyor, akıcı, sade ve anlaşılır bir anlatım tekniği var ve tarzı nedeniyle eserlerini okurken sakin bir ruh haline bürünüyorsunuz. Bana iki kitabı da sıkıcı gelmedi, hatta romanın başlarında ana olayın ne olduğunu merakla bekledim. Aslında ana olay sayfalar ilerledikçe belirginleşiyor ve okurun olayı tahmin edebilmesi kolaylaşıyor, yine de yazarın kaleminin ustalığı bendeki merak hissini devam ettirdi. Ancak yazar romanında karakterlerin yaşamını şekillendiren ve okurun ilgisini daha çok çekebilecek ana olayla ilgili çok fazla detay vermiyor, bu da okurun ilerleyen bölümlerde romana olan ilgisini zayıflatabilir. Benim fikrim kitabın türünün bilim-kurgu olduğu yönünde, ancak bilimi az kurgusu çok diyebilirim.
- Buradan sonrası spoiler içerebilir -
Romanda Ruth, Tommy ve Kathy’ nin arasında geçen olaylar, aralarındaki ilişkinin/aşk hikayesinin durumu, karakterlerin dünyaya gelmeleri/getirilmeleri doğrultusunda nasıl bir yaşam sürdükleri Kathy’ nin gözünden anlatılıyor. Romanda toplum ve baskın karakterdeki arkadaş baskısının insan üzerindeki etkisi, toplumun alt tabakasından klonlanarak hayat verilen ve belirli bir amaç uğruna yetiştirilen ve sorgulama, eleştirme yetilerini kaybetmiş insanların kurallara olan bağlılığı, aşkın ve sanatın insan ruhu üzerindeki etkileri kaleme alınıyor. Bir de insanın yalnızlığı ve bu durumu kabullenişi var tabi ki.