Müminler arasında öyle kimseler vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kalmaları uğrunda kimileri can verdiler. Kimileri de can vermek için sıralarını beklemektedirler. Onları hiçbir şey döndürememiş ve değiştirememiştir. ( Ahzab:23)
Bu ayeti kerime Hz Enes bin Malik'in amcası Hz. Enes bin Nadr hakkında nazil oluyor. Enes bin Nadr Bedr savaşına katılamaz, çok üzülür. Bir daha böyle bir savaş olurda yaşarsam ben o savaşa katılacağım ve Allah yolunda canım pahasına savaşacağım der de başka bir şey demez. Ve nihayet Uhud savaşı günü gelir. Gerçekten dediği gibi tüm gücüyle savaşır ve şehit olur. Müşrikler onu şehit ettikten sonra bedenine işkence ederler. Denilir ki mübarek bedeninde 80 kusur kılıç ve mızrak yarası vardır. Ve bedeni tanınmaz hale gelmiştir, ancak kız kardeşi parmağındaki yüzükten taniyabilmistir. Bu olaydan sonra bu ayeti kerime nazil olur. O Allah'a bir söz verdi ve bu sözünü yerine getirdi. Ne mutlu Allah'a verdikleri söze sadık olanlara vesselam...
İnsanın imana yolculuğu engebeli, taşlı, tozlu ve topraklı bir yolda olduğundan, bu yolda yürümek sabır ister. Ancak insanoğlu çok
aceleci olduğu için bu yoldan çabuk ayrılmaları doğaldır.
"Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yaparlar." (Muminun suresi , 60)
Yani onlar , kabul edilip edilmeyeceği hususunda büyük endişe taşıyarak ibadet ederler.
Belkide kabul edilip edilmeyeceğinden ziyade huzunrunda durdukları zatın büyüklüğü karşısında acziyetinin farkına varıp daha fazla, daha güzel kulluk etmem gerek, biliyorum Rabbim bana verdiğin nimetler karşısında bu ibadetim asla kâfi gelmeyecek ama elimden de bu geliyor, bu kadar yapabiliyorum, demenin çarpıntısdır.
Yorumunuzu yeni gördüm lütfen kusuruma bakmayın , çok doğru.. ve dualarımda da hep sizin yazdığınız şekilde. Allah'ın gazabından yine Allah'ın merhametine sığınıyoruz 🤲🏻