Hendri buna ‘Hayatımın en güzel günü bugün’ diyordu. Varoluşunu temelini oluşturan felsefe buydu. Dün, geçmişte kaldı, artık yok. Yarın, henüz gelmedi; dolayısıyla o da yok. Yaşayabileceğimiz tek gün bugün ve bu da onu en güzel gün yapıyor. Bunu ne kadar erken idrak edersek, sahip olduğumuzu düşündüğümüz şeylere tutunmayı, elle tutulamayan bir gelecek için istif yapmayı o kadar erken bırakır ve anda yaşamaya başlarız. Çünkü var olan tek şey şimdi. Bu dakika. Bu gün.
Hindistan’da sürene kadar Napoli’nin trafiğine kötü derdim. Hindistan’ınkini gördükten sonra daha kötüsü olmayacağına kanaat getirdim. Ama daima daha kötüsü vardır. Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan tarihi büyük şehir İstanbul’un trafiği, motorlu taşıtların çılgınlığını yepyeni bir boyuta taşıyor. Şimdiye kadar geçtiğim en kaotik şehir olabilir. Neden kimsenin bisiklete binmediğini anlamam uzun sürmüyor.
Şehrin doğusundan batısına gitmek Boğaz’ı geçmek anlamına geliyor. Sadece iki köprü var ve ikiside sadece motorlu taşıtlara açık. İstanbul’da otoyoldan gidip de sağ kalırsanız, imana gelme deneyimini de yaşayabilirsiniz. En sadık ateist bile, öfkeli köpeklerle zıvanadan çıkmış trafiğin arasında yolunu bulmaya çalışırken hayatı için dua edecektir.