Kızılbaşlar ve Bektaşiler arasındaki fark nedir?
"Kızılbaşlar ile Bektaşiler arasındaki ayrım özde değil biçimdedir. İki kesim de tarikata adını veren Hacı Bektaş'ı yüceltir. İnanç ve ilkeler aynıdır. İkisi de Selçuklu yönetimini sarsan Babalı ayaklanmasının doğduğu ortak bir çevreden gelir. Dinsel olmaktan çok siyasal bir ayrılık vardır. Bektaşilik Osmanlı'nın yanında yer almıştır. Kurulu düzenle uzlaşma içindedir. Kızılbaş ise (Anadolu Alevisi artık Bektaşi ve Kızılbaş diye adlandırılır) Safevî Devleti'nin özlemi içindedir. Gerçekte Kızılbaş devleti olan Safevi Devleti, 16 Türk Devleti arasında yer alan Gazne ve Hindistan Babür İmparatorluğu'ndan hatta Büyük Selçuklu Devleti'nden daha çok Türk devletidir. Osmanlı sarayı ise Bektaşi tekkesinin örgütlenmesine yardımcı olur. Bu evrede Bektaşi tekkesi Anadolu'da ve Rumeli'de devlet desteğiyle kök salar. Saraydan ve devlet erkanından kimi yüksek devlet adamlarının Bektaşiliğe katıldıkları olur. Böylece Bektaşilik Alevliğin legal kolu olarak dal budak salar. Daha çok kentlerde yandaş kazanır. Hem katı Sünni inancından kaçanların hem de şehirlere gelen Alevilerin sığındıkları geniş bir çatı olur."
Sayfa 75 - Kabalcı Yayıncılık·Kitabı okudu
Din
Bilindiği gibi Cumhurbaşkanlığı forsunda tarih boyunca kurulmuş 16 Türk devletinin ismi ve bayrakları yer alır ama bunlar arasında bir Türkmen devleti olan Safevi Devleti yoktur. Safevi Devleti'nin Türk Devletleri arasında sayılmamasının en önemli nedeni Kızılbaş ve Şii olmasıdır!
Osmanlı Kızılbaş kavramını, hem Safevi Devleti'ni tanımlamak, hem de Anadolu'da Safevi Devleti'ne, ama özellikle de devletin efsanevi lideri Şah İsmail'e yakınlık duyan Alevileri tanımlamak ve aşağılamak için özellikle kullanmıştır. Kızılbaş kavramı bu dönemlerden itibaren, Osmanlı belgelerinde zındık (rafızi, sapmış) anlamında kullanılmaya başlanmış ve devam etmiştir.
Yavuz'un başka çaresi yoktu diyen resmi tarihçiler Yavuz'un asıl hedef olarak İran'ı da fethederek hem Kızılbaş inancını ortadan kaldırmayı, hem de İslam dünyasında Sünni hakimiyetini kurmak istediğini göz ardı ediyorlar. Gözardı edilen diğer önemli konu da yukarıda da uzunca anlattığımız gibi ekonomik gücün ele geçirilmesidir. Ekonomik gücün ele geçirilmesi, Baharat Yolu'nun, İpek Yolu'nun, Yemen - Şam ve Tebriz - Şam ticaret yollarının ve Suriye'deki altının kontrolünden geçmektedir. Bir Kızılbaş devletine dönüşen Şah İsmail'in Safevi Devleti bu yolların tümünü kontrol eder hale gelmektedir. Buraların ele gecirilmesi için Safevilerin yenilmesi gerekir. Bu kolay değildir. Çünkü düşman devlet bir yanıyla İslam diğer yanıyla da Türktür. Yapılması gereken ilk hamle öncelikle Kızılbaşların İslamdan nasıl saptıklarını anlatmak, Kızılbaşları sapık olarak ilan etmek olmalıdır. Yavuz Selim aynen böyle yapıyor. Sünni ulema müthiş bir Şii, Kızılbaş düşmanlığına başlıyor. Şiiliğin ve Kızılbaşlığın Ehl-i Sünnet mezhebi tarafından reddedildiğini yayıyor. Fetvalar yayınlattırıyor. Resmi tarihçiler bunu görmek istemedikleri gibi, onun bu politikayı ve Kızılbaş düşmanlığını daha Trabzon'da vali iken geliştirdiğini de görmezden geliyorlar.
10/10
·390 syf.··
2026 4. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 12:50
Yıllardır kitaplığımda bekleyen ve sonunda okuduğum beni derinden etkileyen o muhteşem eser. İki Türk iki Müslüman biri Alevi biri Sünni iki hükümdar. Bir tarafta Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim diğer tarafta Safevi Devleti kurucusu Şah İsmail. Müslümanın müslümana Türk’ün Türk’e düşman olduğu birbirini öldürdüğü bir dünya. Ve kardeşlik Hasan ve Hüseyin ikizlerin birbirlerinden ayrı düştüğü birinin Şah İsmail’in yanında diğerinin ise Yavuz Sultan Selim’in yanında olduğu bir kader ve Çaldıran savaşında ikizini öldürmek zorunda kalan Hüseyin.. kardeşlik, ihtiras, taht sevdası, aşk, intikam, sevgi, masumiyet, ölüm, savaş, hırs, ihanet, tarih eserde her şey var. Sonrasında aşk…. önce Ömer’i sonra Şah İsmail’i, Kamber Can’ı ve en sonda da Yavuz Sultan Selim’i kendine aşık eden Taçlı’nın kendini öldürmesi. Kazanan kim kaybeden kim? savaşta ölen binlerce insan mı, babasının bedduası üzerine sırtındaki sivilceden dolayı ölen Sultan Selim mi, Çaldıran savaşını kaybettikten sonra kendini içkiye verip devlet işlerinden elini ayağını çeken mide kanamasından genç yaşta ölen Şah İsmail mi, güzelliğiyle dillere destan olmasına rağmen kaderinde sevdiğine kavuşamayan Taçlı mı, sevdiği kadının mezarının başında hayatındaki en önemli gerçeği öğrenen Kamber Can mı yoksa savaşta ikizini öldürmek zorunda kalan Hüseyin mi kardeşin kardeşi öldürdüğü savaşta ikizi tarafından öldürülen Hasan mı ? Yıllar geçmesine rağmen değişmeyen dünya mı ?
Şah ve Sultanİskender Pala · Kapı Yayınları · 202537,8bin okunma
Birkaç gün içinde Sünnilerin ileri gelenlerinden beş bin kadar insan şehir meydanında 'Kızılbaşlık muhalifi ham adamlardır, pişmeleri gerekir' diye kaynamış yağ kazanlarına atıldılar. Birkaç günde Şiilik, Safevi Devleti'nin tek mezhebi hâline geldi ve devlet eliyle hızlı bir Şiileştirme hareketi başlatıldı.
Sayfa 49 - Kapı Yayınları 13.Basım Mart 2016·Kitabı okudu
Alıntı