Merhaba, ben aslında benim, ama bugün için, yarın başka bir beni oynayacağım. Şimdilik bu benliğim ile sana yazıyorum. Hayır, şöyle demeliyim, bazen roller değişiyor… Yani aslında… Aslında rollerimi sevmek konusunda da zorluklar yaşıyorum. Yarın başka rolde olursam öncekininin etkisinde kalmamak için sevmek istemiyorum. Aslında bu rol ile yazıyorum ama ne bileyim önceki rolüm daha mı bana aitti? Ya bu asıl olmam gereken rol ise… Bu olmam gereken rol olabilir mi? Neden rollerimin etkisinde kalıyorum? Hayır, rol bu, geldi geçti. Hayır hayır, hepsi benim ve ta kendim! Peki akşam başka rolü oynarken neden bunu diyemiyorum. Hayır madem rol yapıyorum, neden seyirci kalıyorlar. Ya gösterimi beğenmiyorsa. Bay Falan’a yaptığı rolden ötürü teşekkür ederiz. Sıra da yine Falan’ın falan oyunundan bir kesit izleyeceğiz. Hangi oyun? Hayır, ben oyunlarla yaşamak istemiyorum. Ama seyirciler var, onları mı üzeceksin? Hepsi senin girdiğin geçici rolleri izlerken keyif alıyorlar. Ve hepsi kendince bir sahnede seni oynatıyor. Hayır! Öyle değil, öyle olamaz. Ya! Nasıl peki? Onlar… Sadece… Beni görmek istiyorlar, beni seviyorlar. Pek tabii. Sevgi, insana rol vermektir elbette. Ben kendi oyunumda başroldeyim, onlarda seyircilerim.
-Oyun bitti! Tek seyircin sensin ve kendini eğlendirmek için bu rollerin.
-Ama sadece oyun istemiştim, tehlikesiz oyunlar.
-Ölüm var!
-Tehlikeli oyunlar yani.
-Kendi sahnende rol al yeter.
-Nasıl yani?
-Başkasının sahnesinde istemediğin anda perde girebilir ve etraf kararabilir.
-Anlayamıyorum.
-3..2…1… Kayıt!
-(Telaşlı) Ama hazır değilim. (Korkulu) Göremiyorum!
(Dışarıdan bir ses) Sessiz ol, falancanın sahnesindesin, şşt… Yeni oyuncu galiba… Heyecanlıdır sadece… Olur olur… Adı neymiş… Yazık pekte mazlum… Bu oyunda harcarlar bunu… Bu rol uymamış gibi… Neyse bizi