"eğer ben var olmak istediğim değilsem, istediğim, sözle değil, arzu ve tasavvurlarla da değil, fakat bütün kalbimle, bütün kuvvetimle, hareketlerimle istediğim değilsem, ben var değilim... var olmak istemek ve sevmektir."
"hiç olmazsa durmak çaresini bulamayacak mıyım? hayır, yürümek lazım. hiçbir şeyden vazgeçmemek için kararımı sonraya bırakabilecek miyim? yok, her şeyi kaybetmek pahasına da olsa yine her şeyi omuzlarına yüklemek lazımdır; kendi kendini mahkum etmek lazımdır. beklemeye hakkım yok, yahut da artık seçim ve tercih yapmaya kudretim yok, eğer bizzat kendi hareketimle kımıldamazsam, bende veya dışarıda bana muhtaç olmadan hareket edecek şeyler var; ve bensiz hareket eden her halde benim aleyhime hareket edecek. sulh bozgunluktur; hareketin mühleti ancak ölümdür."
"hareket ediyorum, lakin hareket nedir bilmiyorum. yaşamak istiyor değilim. kim olduğumu, hatta var olduğumu hakkıyla bilmiyorum. bende dalgalanan bu varlık tezahürü, bu bir gölgenin silik ve yakalanmaz hareketleri, işitiyorum ki bunlar kendilerinde ebediyen ağır bir mesuliyet taşıyorlar; deniliyor ve hatta kan pahasına bile yokluğu ele geçiremem; çünkü o artık benim için yok olmuştur. demek ki hayata mahkum oldum, ölüme mahkum oldum, ebediliğe mahkum oldum! nasıl ve ne hakla? bunu önceden ne bilmiş, ne de istemiştim."