felicite acısını içine atmıştı, akşama kadar cesurca kendisini tuttu ama odasına gelince, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. yüzükoyun şiltesine uzanarak, başı yastığa gömülü, yumrukları şakaklarına dayalı, kendisini acıların kucağına bıraktı.
çünkü şunu baka baka anladım ki terbiye denen şey tek başına olmuyor. yani başa bir şey gelmesi, hatta terbiye edecek bir hayat yaşamak terbiye olmaya yetmiyor. bunu da bir okutan lazım. senin kitabını önüne açıp sana bir okuyan lazım. senin bir başka göze aşikar olmakla duyacağın utançla kızarmam, tatlanman lazım.