9/10
·716 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 06:51
Merhaba arkadaşlar. Hepimize günaydınlar, güzel bir gün olması dileklerimle. Sürprizleri sever misiniz? Aşağıda sizlere bir sürpriz bırakacağım. Esrarlı Ada yine çocukluğumdan hatırladığım ama okumaya başlarken hafızamda canlanmayan, o küçük hikayeler serisiyle okul kütüphanesinde ilkokul zamanlarımızda okuduğum eserlerden biriydi. Şimdiyse, orijinal baskısından çeviri okuduğumuz 700 sayfalık bir külliyatla birlikteyiz. Bu külliyatın neresini anlatacağız, bunca sayfayı nerede özetleyeceğiz bilmiyorum ama elimden geldiğinde kitapla bağımızı bozmadan ilerlemeye çalışacağız. Evvela savaş tutsağı olan birkaç kişinin düştüğü ada bizim hikayemizin temel konusunu oluşturuyor. Bu bilgiyi vererek başlayalım. Ada konulu eserlerin başında benim için dünya yansa da yıkılsa da Robinson Crusoe gelecek ve her ada konulu eserde de kıyaslamam bu yüzden ne yazık ki başka bir eser değil bu olacak. Maalesef bu kıyaslama durumunu da asla ama asla aşamıyorum. Richmond adında bir savaş kampından önce balonla kaçan suçlular (ABD İç Savaşı ile bağlantılı ama tarihi detayları bilmiyoruz sadece suçlu veya mahkum oldukları bilgisi kitapta var) daha sonra bir fırtınaya yakalanıyor, daha sonrasında bir adanın yakınına düşüyorlar. Bunlardan Cyrus Smith bir mühendis ve aynı zamanda bir bilim adamı. Köpeği Kop ile beraber kölesi Neb, gazeteci Spilett, denizci Pencroff ve yardımcısı Brown da diğer kaçaklar. Aslında buraya kadar oldukça normal bir şekilde ilerliyoruz ama şimdi biraz ada hakkında merak uyandıralım istiyorum. Balona toplamda 5 insan ve 1 köpek girmişti. Ancak 4 insan çıktı. Buna kimse şaşırmayacak ama grubun en kariyerlisi olan Cyrus Smith balondan sağ çıkanlar arasında yok. Kariyerli dedim bilerek çünkü onu aramak için nedenleri onu sevmeleri yahut yol arkadaşı olmaları değil onu
Esrarlı AdaJules Verne · Alfa Yayıncılık · 20183,026 okunma
10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Güven, beş harften oluşan bir kelime olarak gözükse de insanın ruhunun en diplerinde hissedilen yoğunluğu fazla ve yok olduğunda artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının bilinci ile hareket edilir. Geride kalan enkazdan sağ çıkmak ise mücadelelerin en zorudur. Chloe Davis ise babası tarafından yaratılan bu enkazın altında kalmamak için yirmi yıl uğraşmıştır. Hayatının en güzel anılarını yaşayabileceği anda ortaya çıkan gerçek ile altüst olmayı on iki yaşındayken beklemiyordu. "İnsanlar fiziksel olarak incindiklerinde bunu bedenlerindeki morluklardan ve yara izlerinden anlayabilirsiniz ama duygusal olarak, zihinsel olarak incindiklerinde yaraları daha derinlere gizlenir." Annesi, babası ve abisiyle birlikte küçük bir kasabada sakin ve bilindik bir hayat yaşarken 1999 yılında bir anda ortadan kaybolan altı genç kızdan sonra yaşamları artık eskisi gibi olmayacaktır. O yaz sonunda babası cinayetleri işlediğini itiraf eder ve ömür boyu hapis cezası alır. Peki ya geriye kalanlar... "Evim. Bu da anlam yüklü bir ifadedir.Ev sadece bir ev, beton ve çivilerle bir arada tutulan tuğlalar ve kalaslar topluluğu değildir .Bundan daha duygusaldır.Ev emniyettir. Saat dokuzda sokağa çıkma yasağı vakti geldiğinde geri döndüğünüz yerdir. Peki ya eviniz güvenli değilse? Güvenli değil mi? Ya verandanızın basamaklarında sizi kucaklayan kollar kaçmanız gereken kollarsa?" Aradan geçen yirmi yıl... Chloe, kendince bir düzen kurmuş, geçmişin izlerini üzerinden atmaya çalışmış ve hayatının istediği şekilde sürmeye çalışan kendi ofisine sahip bir psikolog olmuştur. Aynı zamanda düğün telaşı içerisinde geçen bu günlerde yaşadığı şehirde art arda iki genç kız kaybolunca yirmi yıl önceki yaz zihninde yeniden canlanmaya başlamıştır. Geçmişin onun yakasını bırakmaya niyetinin olmadığını
Karanlıktaki KıvılcımStacy Willingham · Altın KitaplarMurat Karlıdağ · 2026208 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Vahşi Karanlık Kitap Yorumum
9/10
·384 syf.··
2026 46. kitabı
“Bazı karanlıklar, içinden çıkmak için değil… kim olduğunu hatırlamak içindir.” ‎Merhabalar canlarım ‎Ben geldim ve bugün sizlere yakın zamanda okuduğum, resmen aklımı başımdan alan o fantastik serinin final kitabı ile geldim! ‎Vahşi Karanlık ile sizlerleyim! (gerçekten hâlâ etkisinden çıkamadım…) ‎ ‎Serinin ilk kitabını okuyanlar hatırlayacaktır; hikâye öyle bir yerde bitmişti ki insanın aklı kalıyordu… Evie, kardeşlerine kavuşmuştu ama kalbinin en büyük parçası olan Jason’ı kaybetmişti. Jason, Ciaram tarafından Vahşi Karanlık’a itilmiş ve herkes onun öldüğünü düşünmüştü… (ben asla öldüğüne inanmadım açıkçası ) ‎ ‎La Fabre Sombre dağılmamıştı belki ama eksilmişti… ve geride kalanlar, küçük hırsızlıklarla yollarına devam ediyordu. Ta ki Evie bir görev sırasında Ciaram’ın Vahşi Karanlık’tan sağ çıktığını görene kadar! (işte o an dedim ki: tamam, Jason da geri dönecek!) ‎ ‎Evie’nin içinde yeniden bir umut doğuyor ve Pandora’nın kavanozuyla Jason’ı geri getirmenin yollarını aramaya başlıyor… Ama işler hiç de beklediği gibi gitmiyor. Çünkü Jason geri dönüyor… ama Evie’yi hatırlamıyor. Üstelik Ciaram’ın yanında! (işte burada kalbim paramparça oldu diyebilirim…) ‎ ‎Tam her şey daha da karmaşık hale gelmişken, Ciaram’dan Evie ve eski ekibe yeni bir teklif geliyor… (sinir oldum mu? Evet. Merak ettim mi? Fazlasıyla!) ‎ ‎Spoiler vermeden kendi yorumuma geçeyim… ‎İlk kitap zaten çok iyiydi ama bu kitap… bu kitap başka bir seviyedeydi! (abartmıyorum, gerçekten efsaneydi!) ‎ ‎Bu kitapta fantastik öğeleri çok daha yoğun hissediyoruz. Karakterlerin güçlerini artık yüzeysel değil, derinlemesine görüyoruz. (işte bunu bekliyordum!) Güçlerinin kaynağı, sınırları ve içsel çatışmaları çok daha etkileyici işlenmiş. ‎ ‎Soygun çetesi hâlâ var ama… lider değişmiş durumda. ‎Ciaram’ın geri
Vahşi KaranlıkKatherine Harbour · Artemis Yayınları · 20265 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 135. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 17:08
Filistin.. Ben kendimi bildim bileli savaşın ortasında kalmış topraklar. Filistin Devleti Orta Doğu'da ve Batı Asya'da, Akdeniz kıyısındaki tarihî Kenan Bölgesi'nde bulunan ve Batı Şeria (İsrail-Ürdün sınırında) ile Gazze Şeridi'nde (İsrail-Mısır sınırında) belirtilen bölgelerde hüküm süren bir Arap Devleti. Filistin toprakları 1948'den 1967'ye kadar Mısır ve Ürdün tarafından ele geçirilmişken 1967'deki Altı Gün Savaşı'ndan sonra ise İsrail tarafından ele geçirilmiştir.Yani aslında hiç özgür olmamışlar. Küçükken Yaser Arafat liderliginde oldugunu hatırlıyorum bu devletin ve hep İsrail saldırılarıyla gündeme gelirdi . Hamas'ın 7 Ekim 2023 sabahı "Aksa Tufanı" adıyla İsrail'e kapsamlı bir saldırı başlatması ve İsrail'in buna Gazze'de yoğun hava saldırılarıyla misilleme yapmasıyla yeni ve şiddetli bir evreye girdi. Ve o günden beri devam ediyor bu kuşatma. Binlerce kişi öldü. Okullar ,hastaneler vuruldu .Sağ kalanlar ise açlıkla, hastalıkla mücadele ediyor . Defalarca yola çıkan yardım gemileri tırları bile alınmıyor içeri. Soykırım açıkça yapılıyor ve tüm dünya suskun.Sadece halklar ayaklanıyor ,devletler düzeyinde bir bildirim yok .Kınamalar dışında. Ama Avrupada özellikle insanlar Filistin icin ayaklanmış durumda ,Müslüman ulkeler sayılan Arap ülkeleri ise paraya taptıkları için sesleri çıkmıyor. Yazar kendi görüşlerini belirtmiş kitapta ,bende görüşlerimi belirtme ihtiyacı duydum .. Bir kaç aydır savaş Iran a da sıçramış durumda .Siyonistler nerde duracak ,merakla izliyorum ... Ama en büyük dileğim artık çocuklar ölmesin, şeker de yiyebilsinler ... Gazze Yara Kalbimizde Ferman Karaçam
Gazze Yara KalbimizdeFerman Karaçam · Okur Kitaplığı Yayınları · 20251 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 80. kitabı
İlkim İpek Turing Kapanı “Mucizeler sadece bir kez yaşanır ve sonsuza dek benzersiz iz bırakır.. Mucizeler kopyalanamaz..” Seçilen kişiler,kazandıkları son derece lüks bir yat gezisiyle yola çıktıklarında önce kendilerini çok şanslı hissettiler ama o gemi alabora olup bir adada mahsur kaldıklarında neyin içine düştüklerini anlamak icin çırpınıp durdular.Mahsur kaldıkları adada zaman kavramı belirsizdi.Orada güneş doğmuyor,gökyüzünde yıldızlar yoktu.Resmen karanlığa mahkum olmuşlardı.Bu adada hepsi kurtarılmayı beklerken korkularıyla yüzleşmeye başladılar. Adada sağ kalanlar akıllarının tehlikeli uçurumlarından her atladıklarında,herseyin bittiğini düşünüyorlardı.Yaşadıkları cehennem azabı gibiydi.Binbir parçaya bölünüp bölünüp tekrar birleşiyorlar yaşadıkları duygular ve işkenceler yeniden başlıyordu. Her karakterin hikayesini okurken bu ada beni geçmişe kardeşim ile Lost dizisini soluksuz izlediğim günlere götürdü arkadaşlar.Sağ kalanların çıkış yolu ararken yaşadıkları korkuyu ve endişeyi okurken bende iliklerime kadar hissettim.Gelecekte bizi neler bekliyor? sorusunu soran distopik hikayeleri seviyorsanız, #turingkapanı nı severek okuyacaksınız.Eser sadece bir macera değil,zamanda dijitalleşen dünyada insan kalmanın zorluklarını anlatan düşünsel bir yolculuk.Bilim kurgu,teknoloji ve felsefe ile harmanlanan bu eser sadece okunmaz,yaşanır diyorum. Begüm ün,Levent in,Ömer in,Anıl ın ölümüne cok üzüldümAnıl ın köpeğinin vefa duygusu ise beni duygulandırdı Kendi varoluşunu sorgulayan,kendi yolunu ararken aslında gerçek görevi,insanlara unuttukları,göz ardı ettikleri şeyleri gösteren kimdi? Adadakiler karmaşa,kaos ve zırdeliliğin pençesinde kıvranırken yaşam ve ölüm hususunda net bir çizgiye sahip olan kişi kimdi? Adada sağ kalanları dünyevi birer varlık,birer ruh,birer
Turing Kapanıİlkim İpek · Theseus Yayınevi · 202513 okunma
9/10
·1040 syf.··
2026 8. kitabı
Sonsuz Alev’in şövalyelerinin düşüşü ile tüm direniş kırılmış, umut yerle bir edilmiş ve karanlık bir devir başlamıştır. Bu yeni düzende geçmiş, hatırlanması tehlikeli bir yük haline gelirken hayatta kalanlar ya susmayı ya da unutmayı seçmiştir. Ancak direnişten sağ çıkabilmiş tek bir kişi vardır: unutulmuş şifacı Helena. Helena’nın zihninde saklı kalanlar, Morrough için ciddi bir tehdit oluşturur. Çünkü o bir tanıktır; geçmişin hâlâ silinmemiş bir parçasını taşır. Bu yüzden Helena’nın zihnini kırmak, unuttuğu her şeyi yeniden hatırlatmak ve kontrol altına almak amacıyla onu Yüce İnfazcı olarak bilinen Kaine Ferron'a teslim ederler. Böylece hikâye, hayatta kalma mücadelesinin ötesine geçer; hafıza, kimlik ve irade üzerine karanlık bir yolculuğa dönüşür. Alchemised üç kısımdan oluşuyor ve özellikle ilk iki kısım beni beklediğimden çok daha derinden etkiledi. Öyle ki ikinci kısmın sonunda kendimi başa dönüp ilk kısmı yeniden okumak isterken buldum. Çünkü anlatılanlar doğrusal ilerleyen bir hikâyeden fazlasını sunuyor; geriye dönüp bakıldığında anlam kazanan detaylarla, katman katman açılan bir yapı kuruyor. Eserin en güçlü yanlarından biri, fantastik bir evrende geçmesine rağmen savaşın insanlar üzerindeki etkisini son derece gerçekçi bir şekilde yansıtabilmesi. Travma, kayıp, kimlik parçalanması ve çaresizlik gibi duygular o kadar sahici işlenmiş ki zaman zaman fantastik unsurlar geri planda kalıyor, anlatı doğrudan insanın iç dünyasına odaklanıyor. Simya konusu ise kitabın en dikkat çekici unsurlarından biri. Yazarın bu alandaki detaylara verdiği önem, dünyayı inanılmaz derecede zenginleştiriyor. Bu kadar ince düşünülmüş bir yapı görmek gerçekten etkileyiciydi. Ayrıca kitabın karanlık tonu da beni fazlasıyla etkiledi. Beklediğimden çok daha sert, çok daha acımasız bir
1000Kitap
AlchemisedSenLinYu · Del Rey · 2025273 okunma